BOŞANMAK İSTİYORUM, AMA...

BOŞANMAK İSTİYORUM, AMA...

Tarihin hiçbir döneminde, içinde yaşadığımız zamanda olduğu kadar, kurulan evliliklerin son bulmasını sağlayıcı bir çok iç ve dış etkenin bir arada olduğu bir dönem, yaşanmamıştır. Maalesef bir çok etken (ekonomi, aldatma, yasaklı madde, suça bulaşma, sorumsuzluk, sosyal medya, süresiz nafaka ödeme korkusu vs.) hiç durmadan boşanmaları tetiklemekte, en küçük bir olay bile evlilikleri temelinden sarsmaktadır.

Bu yazımızda, günümüzdeki boşanma isteyen kişilerin, neden boşanmak istediklerinden çok, boşanmak için nasıl bir arayış içerisinde oldukları üzerinde duracağız.

En Net İstek: Boşanmak İstiyorum

Bazı zamanlar olur ki evliliğin devamı gerçekten mümkün olmayabilir. Böyle bir durumda eşlerden biri, boşanmak konusundaki tereddütler giderilir ve kişi boşanma konusunda netleşir. Ve boşanmak isteyen eş, artık evliliğin tasfiyesi sürecini başlatmak için ne yapacağını araştırmaya başlar. 

Çocuk varsa, çocuk ne olacaktır? Tazminat, nafaka olayları nasıl halledilecektir? Evlilik sürecinde elde edilen bir mal varlığı var ise bunun paylaşımını nasıl yapılacaktır? Ve daha bir çok sorunun cevabını aramaya, en hızlı ve en doğru çözümü bulmak (belki de kendisinin en karlı çıkacağı sonucu elde etmek) için araştırma yapar. 

Bu isteklere doğru cevaplar bulmak da günümüzdeki bilgi kirliliği karşısında ulaşmak da sorun olmaktadır. (Boşanma davaları ile ilgili doğru bilgilere erişmek için TIKLAYIN)

Boşanmak İstiyorum, Ne Yapmalıyım?

İnsanlar, boşanmak istiyorum ne yapmalıyım derken, aslında "nasıl bir yol izlemeliyim" demek istemektedirler. Bu konuda sanal ortamda bir çok bilgi vardır fakat bu talep, çok farklı şekilde anlaşılmakta yahut farklı mecraya evrilmeye çalışılmaktadır.

Öncelikle şunu başta belirtelim: Daha 5-6 yıl öncesine kadar insanlar, boşanmak istediklerini önce kendilerine sonra da en yakın arkadaşlarına anlatırlardı. Ancak öyle bir zamandayız ki günümüzde boşanmak isteyen eşler, kendilerinden önce, arama motorları veya yapay zeka uygulamaları ile bu fikirlerini paylaşmaktadırlar. Sanal ortamda olur olmaz her şeyin boşanma sebebi olarak gösterildiği bir zamanda, boşanmak isteyen herkesin bir bahane bulması kolaylaşmaktadır. 

Siz "boşanmak istiyorum ne yapmalıyım" diye bir soruyu arama motorlarına ya da yapay zeka uygulamalarına yazdığınızda, her iki kaynakta çıkan yazılar, sizi şu sonuca ulaştırmaktadır: İyi bir bahane bul! Evet, yanlış duymadınız. "Esas boşanma nedeninin pek önemi yok, esas boşanma nedeni de mahkemede belki dile getirilebilir ancak en tepki çeken, en sansasyonel iddia, her zaman iş yapar" türünde paylaşımlarla karşılaşmamanız mümkün değildir. 

Boşanmaya karar vermişseniz, bu işi en makul ve en tantanasız şekilde halletmek için, eşinizle konuşun. Bazı tavizlerle yapılan bir uzlaşı, adliyelerde yıllarca zaman kaybetmenizin önüne geçebilir. Ancak, bir uzlaşı yahut haklarınızı hiçe sayan bir tavırla karşı karşıyaysanız, artık çekişmeli bir boşanma davası açmaktan başka çareniz kalmamış demektir.

Bu süreçte, arama motorları yahut yapay zeka uygulamaları, size doğru bir fikir veremeyebilir hatta sizi yanlış dahi yönlendirebilir. Bu nedenle en doğru bilgiye, bir avukata danışarak, sizin size özel nedenlerinizi anlatarak ancak ulaşabileceğiniz unutmayın. 

Boşanmak İstiyorum Ama Cesaretim Yok

İşte en çok karşılaşılan durumlardan biri. Eşlerden biri boşanmak ister ama ekonomik bağımlılık veya aile baskısı yahut da başka nedenler, insanın boşanma isteğini dışa vurmaya engel olur. Öyle bazı hayatlar vardır ki boşanmak isteyen eş, bırakın boşanma sürecini başlatmayı, boşanma kelimesini ağzına dahi alamaz.

Evlilik artık çekilemez hale gelmiştir. Malum ve meşhur nedenlerin (başka bir aşk yaşama gibi) hiçbiri yoktur. Kişi artık boğuluyormuş gibi hisseder. Artık aynı çatı altında olunmak istenmeyen bir kişi ile bırakın hayatı evi paylaşmak dahi, insanı intihara kadar sürükleyebilecek bir psikolojik sorunlara neden olabilir.

Bu nedenle Devlet tarafından kadın sığınma evleri açılarak fiili, uzaklaştırma kararı gibi hukuki yollar üretilmiştir. 

Unutmayın, bu tip durumlar hep başkasının başına gelmez. Sizin de başınıza gelebilir ve haklı nedenler var iken boşanmaya cesaret edememek, çaresizlikle eş değer bir haldir.

Kıskanıyorum, Bu Nedenle Boşanmak İstiyorum

Bu başlığın burada ne işi var diye söylenmeyin. Aslında işin iç yüzü bu. Maalesef bir çok evlilikte eşler, kendilerini yetersiz gördükleri, eşlerinin kendilerinden sadece maddi değil sosyal ve kültürel olarak da üstün olmaları ve tam da bu nedenle etraflarında bir çok karşı cinsin bulunması nedeniyle, içten içe kıskançlık yaşarlar. Burada bir cinsiyet farkı yoktur yani kadın da erkek de bu gerçeklikle yüzleşerek, içten içe bir çöküntü yaşar.

Arama motorları ve yapa zeka verileri incelendiğinde, eşlerini kıskanan ama kıskanmalarına yol açan nedenleri ortadan kaldıramayan (örneğin, üst düzey bir yönetici olması nedeniyle bir çok karşı cinsle içli dışlı olan eşine "seni kıskanıyorum, bu işi bırak" diyemeyen) eşler, bunu açıkça dile getirememekte, başka bahaneler üretmeyi tercih etmektedirler. Çünkü ortada, aldatmaya veya gücen sarsıcı girişimler yok iken, sırf çalışma hayatı konumu nedeniyle evliliği bitirmek istemek, haklı görülecek bir boşanma sebebi değildir. Kaldı ki bu tip çiftler, ilk tanıştıklarında da aynı çalışma ortamındadırlar. 

Kıskançlık hissini, bir insanın kendisine bile itiraf etmesi çok zor iken, bunu mahkemelerde dile getirmek, neredeyse imkansızdır. Ve maalesef kıskançlığa bağlı oluşturulan boşanma bahaneleri, uygulayıcılarca çok sık karşılaşılan bir durum olduğundan, iyice araştırılmakta ve çoğu zaman da bir boşanma sebebi olarak değerlendirilmemektedir. 

Boşanmak İstiyorum Ama Cesaretim Yok

Bazen eşler, boşanmak konusunda karar almakta zorlanmayıp, bu kararlarını hayata geçirmekte zorlanmaktadırlar. Boşanmak için adım atmaya cesaret edememeleri, bu konuda en etkili neden. Peki, boşanma konusunda karar alıp da boşanmak için adım atamamak, bir eş için neden "cesaret" sorunu haline geliyor?

Bunun bir çok nedeni var. En önemli nedenleri, yukarıda da bahsi geçen aile baskısı, toplumun ön yargıları vs. 

Ama bazı eşler, boşanma sürecinin; uzun ve kaygılı bir dönem olması, bir çok suça gebe bir süreç olarak algılanması gibi nedenlerden dolayı cesaret edemediklerini göstermektedir. Alışkanlıkların değiştirilmesi, çocuk var ise çocukların durumu gibi konular da cesaret kırıcı olmaktadır. 

Biz burada "cesur olun, adım atın" gibi söylemlerde bulunmayacağız. Çünkü bir çok boşanma davasının; inat ve kibrin birleşiminin sonucu olduğunu anlayacak kadar meslekte bir geçmişimiz oldu. Bir çok kişinin pişmanlıklarına ve boşanma kararı almakla büyük bir hata yapıldığına dair itiraflarına çokça şahit olduk. "Boşanmak istiyorum" diye güne başlayıp, günün sonunda "tekrar evlenelim" diye fikir değiştirenleri görmeye alıştık. 

Hep dediğimiz gibi boşanma, mevcut eş ile yaşamak artık çekilemez hale gelmişse söz konusu olmalıdır. Kanun metninde geçen bu şart, yüzyıllar içerisinde oluşan hafızadan damıtılıp oluşturulmuştur. Laf olsun yahut kanunda bir şeyler yazsın diye hukuki metinlerde yer alan bir söylem değildir. 

Eğer eşinizle yaşamak artık size hayatı çekilmez kılmıyorsa, çözülebilir konular söz konusu ise, anlık yaşanan olaylara dayanarak karar almaya çalışıyorsanız, sinirle yahut kibirle bir karar alma tuzağına düşüyorsanız (yahut düşürülüyorsanız), tam o noktada durun ve kararınızı tekrar değerlendirin.

Eğer buna rağmen yine de kararınız sabitse, cesaretinizi güçlendirecek araçlar, Devlet tarafından size sağlanacaktır. Maddi sıkıntılarınız var ise size adli yardımdan avukat tayin edilecektir. Koruma kararı alarak yahut korunma evlerine yerleşerek, can güvenliğiniz sağlanacaktır. Bu yollara başvurmak, bir eksiklik değil, bir tedbirdir. Maalesef boşanma sürecinde yaşanan yaralama ve öldürme olaylarının çoğunda mağdurların; bu tip tedbirlere başvurmakta isteksiz oldukları yahut "yapsam ne olacak" gibi boş vermişlikle olaya yaklaştıkları, bilinen bir gerçektir.

Boşanmak İstiyorum Ama Çocuğum Var

Boşanmanın diğer tüm şartları, nesnel bir bakışla oluşmuş olduğu tespit edilse de boşanmakla ilgili en zor kararsızlıkların başında bu soru vardır: Boşanmak istiyorum ama çocuğum var.

Çocuk, bir aile ortamında büyümeyi en çok hak eden bireydir. Bir çocuğun dünyaya getirilmesi, aynı zamanda o çocuğun sağlıklı bir aile ortamında büyümesi yönünde örtülü taahhüdü de içinde barındırır. Fakat eşler, işin bu bölümünü hiç dikkate almazlar. Hatta bir kısım ailelere göre evlendikten hemen sonra çocuk yapmak, evliliğin sona ermesini engelleyici önemli bir etken olarak görüldüğünden, evli çiftlerden hemen çocuk yapmaları istenir. 

Fakat bu tip iyi niyetli girişimler, maalesef sonu hüsrana varan hayat hikayelerinin oluşmasına neden olmaktadır. "Evlensin düzelir" diyerek hayatta hiçbir başarıya imza atamamış bireylerin, başarıya yönlendirilmesi gerekirken evliliğe yönlendirilerek başka bireylerin de hayatlarını mahvetmeye yol açmak, egoizmin ve sadece kendini düşünmenin dışa yansımış halidir. Hiç kimse evlenince düzelmez. Bazı istisnai örneklerde bu sonuç elde edilmiş olabilir ama hiçbir zaman evlilik, bir insanı "düzeltmez".

İşte bu saikler ile yapılan (ve yaptırılan) evliliklerin son bulması için çocuk yaptırılması ile gelinen nokta, insanı çaresiz bırakan bir yokuşa getirmektedir.

Bazen de çocuğun olmasıyla birlikte sorunlar baş gösterir. Taraflar ebeveyn olmaya hazır halde gelmişler midir? Hayatlarından fedakarlık edebilecekler midir? Çiftler, bir çocuğun sorumluluğunu alabilecek beyinsel ve fiziksel özelliklere sahipler midir? Bu sorular, hiç sorulmadan hatta kasten göz ardı edilerek, çocuk dünyaya getirilmektedir. 

Böyle bir durumda boşanmak isteyen ama çocuğunun olumsuz etkilenmesinden çekinen ebeveyn, çok ciddi davranmalıdır. Bu aşamada duygusallığa yer yoktur. Zira söz konusu olan bir çocuğun hayatıdır. Bu nedenle birilerinin duygusal ve vaat dolu sözlerine kanmamak gerekir.

Hızlı Boşanmak İstiyorum

Boşanmanın önemli bir yönü de boşanma davalarının çok uzun sürmesi ve maalesef süreçten hem taraflar hem de var ise müşterek çocuklar çok olumsuz etkilenmektedirler. Yukarıda da belirttiğimiz gibi eğer boşanma konusunda net bir karar söz konusu ise bazı tavizlerle anlaşma yoluna gitmek en mantıklısıdır. Çünkü en hızlı boşanma yöntemi, anlaşmalı boşanmadır. 

Anlaşmalı boşanmanın birinci şartı, evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması gerekmektedir. Burada süre, nikahtan itibaren başlamaktadır. Ancak bazen 1 yıl dolmadan boşanma kararı alınsa dahi, hızla boşanma (tek celsede) mümkün olabilmektedir. 

Dolayısıyla, taraflar arasında bir anlaşma var ise, süreye takılmadan hızla boşanmak mümkündür ama eğer bir anlaşmaya varılamamışsa, klasik sürecin kısaltılması, mümkün değildir. 

Boşanmak İstiyorum Ama Ailem İzin Vermiyor

Çok tandık geliyor değil mi? Bir çok evlilik, aile desteğiyle ayakta durmaktadır. Bundan dolayı da aileler, evliliğin sonlandırılmasına izin vermemektedirler. Çiftler, ailelerin baskısıyla evliliklerini devam ettirmek istememektedirler. Eğer gerçek manada evlilik artık devam ettirilemeyecek hadde gelmiş ise, aile baskısıyla evliliği devam ettirmek, bireyleri büyük bir çöküşe itmektedir. 

Bu nedenle ailelerin, bu zorlu süreci çok iyi tahlil edebilecek bir farkındalık seviyesinde olmaları gerekmektedir. Fakat "millet ne der, yıkmak kolay" gibi söylemlerle süreç geçiştirilmeye çalışılmaktadır. 

Ayrıca ailelerin ürettiği geleneksel çözüm yolları, çiftleri daha büyük sorunlara sürüklemektedir. "Biraz ayrı kalın, birbiriniz özleyin" gibi tehlikeli sulara evli çiftleri itmek, büyük risktir. Aynı şekilde tatile göndermek yahut her gün eve gelip geçici desteklerle süreci geçiştirmek, çözüm değil sorunun üstünü örtmektir. 

Bu nedenle bu gibi durumlarda ailelerle iletişim kanalları sağlıklı kurulmalı, durum anlatılmalı ve özellikle bu süreçte yaşanan çok daha büyük sorunlar örnek gösterilerek ailelerin dikkati çekilmelidir. 

Boşanmak İstiyorum Ama Nafaka Ödemek İstemiyorum

Süresiz nafaka sorunu, tüm boşanan çiftlerin korkulu rüyasıdır. Bugün devam eden evliliklerin bir çoğu, fiilen bitmiştir ancak nafaka ödememek için evliliği sürdüren çift sayısı tahmin edilenden çok daha fazladır. 

Madalyonun diğer tarafında ise nafaka ödemesi gerekip de istemeyen kötü niyetli kişilerin varlığı da yadsınamazdır. 

Her iki duruma da bir çözüm bulmak imkansızdır. Bu durumun, kanuni değişiklik ile çözüme kavuşturulması, zaruridir.

Ben Boşanmak İstiyorum Eşim İstemiyor

Bu sorunu, anlaşmalı boşanma yolu ile evliliklerini sonlandırmak isteyenlerin yaşaması gayet doğaldır. Ancak bu tip söylemleri, daha çok tehdide uğrayan veya boşanma sürecinde zorluk/sorun çıkarma gibi sözler duyan eşler dile getirmektedir. Boşanma sürecinde yaşayacakları fiili ve hukuki zorluk ve sorunlara çözüm bulmaya çalışan bireyler, bir çıkış yolu aramaktadırlar. 

Yukarıda bu duruma dair bir çok farklı senaryoya dair bilgilendirmeler yapmış olduğumuzdan, oradaki açıklamalarımıza atıfta bulunmayı uygun görüyoruz. 

Sonuç

Unutmayın ki, hiçbir hukuk sistemi, herkesi memnun edecek bir boşanma sistemi oluşturamaz. Çünkü boşanma süreci, her davada farklılık gösterir. Bu nedenle her boşanma sistemi, eleştirilere maruz kalmaya mahkumdur.

Boşanmak isteyip de fiili ve/veya hukuki sorun yaşayanların, bu süreci kendilerinin başlattıklarını unutmamaları gerekmektedir. Tam tanımadan yahut iyice değerlendirmeden yapılan evliliklerde, bir çok sorunun ortaya çıkması, kaçınılmazdır. İster aile baskısı ile kötü bir evliliğe zorlanılsın ister kişisel yanılgı nedeniyle yanlış bir evlilik yapılsın isterse de taraflardan birinin kötü niyetine dayalı bir durum söz konusu olsun, boşanma sürecinin sıkıntılı olması, sistemden çok çiftlerin sebebiyet verdiği bir sonuçtur. 

Hukuki düzenlemeler bir yere kadar çözüm üretebilir. Aile hukukuna dair düzenlemeler, "çoğunlukla karşılaşılan sorunlar" göz önüne alınarak kaleme alınır. Bundan dolayı bireyler, bu farkındalık ile kendi kurdukları birliğe son vermede etkin bir şekilde yer almaları gerekmektedir.