Site Etiketleri:
Adana Ceza Avukatı
Adana Boşanma Avukatı
Adana Avukat
Adana Ağır Ceza Avukatı
Ceza Avukatı
Adana Avukat
Boşanma Avukatı
Ağır Ceza Avukatı
Adana Ceza Avukatı
Adana Ağır Ceza Avukatı
BİR BOZMA SEBEBİ: ÇELİŞKİLERİN GİDERİLMEMESİ
Ceza yargılamasında hüküm, 2 yönden dış dünyaya yansır: Oluş ve kabul. Veya diğer adlandırmayla "maddi sorunun çözümü" ve "hukuki sorunun çözümü".
Oluş, maddi gerçeği ifade eder. Yani hakim, yargılamaya konu olayın nasıl meydana geldiğini, tam olarak anlamak için araştırmalar yapar, maddi gerçeği araştırır [CEZA YARGILAMASININ AMACI: MADDİ GERÇEĞİ ORTAYA ÇIKARMAK, yuksekkaya.tr]. Bu aşamaya, hakimin çözmesi gereken maddi sorun adı da verilir. Bu aşamada vicdani kanaatine göre olayın oluşunun nasıl olduğu konusunda tam bir zihni olgunluğa erişen hakim, ikinci aşamaya yani kabul (hukuki sorun) aşamasına geçer.
Kabul, oluşun kabulüne göre uygulanacak hukuk kurallarının belirlenmesini ifade eder. Bu aşama "hukuki sorun" olarak da adlandırılır. Hakim bu aşamada, olayı net olarak anlayarak, failin fiiline karşılık gelen hukuk kurallarını belirler.
Bu şekilde karar süreci bir ayrıma tabi tutulsa da öyle bazı haller vardır ki, her iki aşamada da dikkate alınması zorunludur. Örneğin vicdani kanaat, sadece oluş yani maddi sorun aşamasında dikkate alınabilir, kabulde yani hukuki sorun aşamasında hakimin vicdani kanaati diye bir durum söz konusu olamaz [CEZA YARGILAMASINDA VİCDANİ KANAAT: MADDİ GERÇEĞİN PEŞİNDE BİR İSPAT DOKTRİNİ, yuksekkaya.tr]. Ama bu yazının da konusunu oluşturan "çelişkilerin giderilmesi", hakimin çözmesi gereken hem maddi sorun (oluş) aşamasında hem de hukuki sorun (kabul) aşamasında yapılması zorunlu bir görevdir [CEZA YARGILAMASININ AMACI: MADDİ GERÇEĞİ ORTAYA ÇIKARMAK, yuksekkaya.tr]
Çelişkilerin giderilmesinin bu önemine binaen istinaf ve temyiz mahkemeleri, bu yönden çokça kaldırma ve bozma kararları vermektedirler.
Çelişkinin Giderilmesi veya Giderilmemesi Ne Demektir?
Ceza yargılamasının hukukiliği, dosyadaki her şeyin net bir şekilde ortaya konulmasının yansımasından ibarettir. En ufak bir açık, en küçük bir çelişki, tüm hukukiliği ortadan kaldırır.
Her ceza yargılamasında bir çok çelişki ortaya çıkar. Tanık beyanları çelişir, savunmalar çelişir, raporlar çelişir vs. Gerçekleşen bu çelişkilerin bazıları "kasten" yapılmaktadır.
İşte, yargılama aşamasında hakim, bu çelişkileri gidermek, çelişen en az iki veri karşısında, hangisine üstünlük sağladığını, açıkça belirtmelidir. Hakim çelişkiyi, bazen yapması gereken zorunlu bir işlemle (yüzleştirme, keşif, yeni bir rapor aldırma gibi) giderebileceği gibi, bazı durumlarda çelişen iki verinin hangisine üstünlük tanınacağını, kendisi belirlemek zorundadır. İşte hakimin yapacağı tüm bu işlere "çelişkinin giderilmesi", bu işlerin yani çelişkiyi giderme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi ise "çelişkinin giderilmemesi" olarak adlandırılır.
Aslında istinaf ve temyiz mahkemeleri, "çelişkinin giderilmemesi" derken, hakimin yargılamaya etkin bir şekilde katılmasını sağlayan bir yükümlülüğünü yerine getirmemekten bahsetmektedir. Hâkim, önündeki dosyada yer alan her şeye en ince ayrıntısına kadar "hakim" olmalıdır. Dosyada mevcut çelişkileri gidermemek, hâkimin, dosyaya hakim olmadığının kanıtıdır.
Çelişkiler Nasıl Giderilir?
Çelişkinin nasıl giderilmesi gerektiği, bu gidermenin nasıl yapılacağı gibi hususlara dair, Yargıtay'ın vermiş olduğu kararlar, bizim ve özellikle hakimler için önemli bir kılavuzdur.
Yargılamanın ana kahramanı sanık, aşamalardaki beyanlarında çelişkiye düşebilmektedir [CEZA YARGILAMASINDA SONRADAN DEĞİŞEN - ÇELİŞEN İFADE, yuksekkaya.tr].
Örneğin bir olayda sanık tarafından, soruşturma aşamasında kabul edilen suç aletinin, duruşmada gösterilen bıçak olmadığını beyan etmesi karşısında, ortaya bir çelişki çıkmış durumdadır. Mahkeme, bu çelişkiyi gidermekle yükümlü iken, bu çelişkiyi gidermeden karar vermesi, verilen kararın hukukiliğini ortadan kaldırmış, Yargıtay bozma kararı vermiştir. (Yargıtay 1 CD, KARARIN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN)
İşte, sanığın aşamalarda gerçekleşen bu çelişkili beyanlarının hangisine itibar edilerek hüküm kurulacağını belirleme yükümlülüğü altında bulunan hakim, sanığın savunmaları arasındaki çelişkileri gidermeden, hüküm kurmamalıdır.(Yargıtay 3 CD, KARARIN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN)
En çok karşılaşılan durumlardan biri de tanığın beyanları arasındaki çelişki ile tanıkların beyanları arasındaki çelişkidir. Tanığın, soruşturma aşamasında bir beyanı alınır. Daha sonra yargılama aşamasında hakim tarafından bir kez daha beyanı alınır. İşte tanığın bu iki beyanı arasında farklılıklar ve/veya çelişki var ise, bunun giderilmesi zorunludur. (Yargıtay 2 CD, KARARIN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN)
Bazen de birden çok tanığın beyanları arasında çelişki olur. Mesela olayı gören bir tanığın beyanı ile olayı gören başka bir tanığın beyanı çelişir. İşte bu durumda da mahkeme, bu çelişkiyi gidermelidir. Peki mahkeme burada çelişkiyi nasıl giderecektir? Yargıtay bu konuda da hakime/mahkemeye, bir yükümlülük yüklemiştir: YÜZLEŞTİRME! Eğer tanıklar, bir olayı farklı farklı anlatıyorsa hakim, bu tanıkları yüzleştirmeli ve her ikisinin beyanlarını birbirlerine söyleyerek, nabzı ölçmelidir. (Yargıtay 1 CD, KARARIN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN)
Hakim, tanığın kendi beyanları veya diğer tanıklarla olan beyanları arasındaki çelişkiyi giderir iken, çok net olmalıdır. Nitekim Yargıtay bir kararında aynen şu belirlemeyi yapmıştır: "Hangi tanık yada tanıkların hangi beyanına niçin itibar edildiği yada edilmediği, diğer beyanlara göre niçin üstünlük tanındığı denetime imkan verecek şekilde karar yerinde tartışılmaksızın yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde yerel mahkemece hüküm kurulması, ... bozmayı gerektirmiştir." (Yargıtay 1 CD, KARARIN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN)
Görüldüğü üzere hakimin, "çelişkiyi giderme" yükümlülüğünü yerine getirir iken, hukuki bir gerekçe sunması zorunludur. Bu gerekçenin; "ben öyle istedim, hayatın olağan akışı" gibi muğlak ve keyfi değil, bizzat istinaf ve Yargıtay tarafından denetime imkan verecek şekilde, hukuki dayanakların gösterildiği bir gerekçe olması açıkça bir çok kararda vurgulanmıştır.
Hakim, ceza yargılamasında uzmanlardan görüş alabilir, yargılamayı ilgilendiren konularda rapor isteyebilir. İşte bu raporlar arasında da çelişki meydana gelebilir. Raporlar arasındaki çelişki, farklı tarihlerde alınan raporlardaki çelişki yahut farklı uzmanlardan alınan raporlar arasında çelişki gibi bir çok mahiyette dosyaya yansıyabilir. Böyle bir durumda hakim, sessiz kalamaz ve mutlaka bu çelişkiyi gidermek zorundadır. (Yargıtay 1 CD, KARARIN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN)
Sadece sanık, tanıklar veya bilirkişiler değil, bizzat suçtan zarar gören mağdur/katılan da çelişkiye düşebilir. Mağdurun/katılanın aşamalardaki çelişkili beyanlarının da değerlendirilip, çelişkinin giderilmesi zorunludur. (Yargıtay 2 CD, KARARIN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN)
Örneğin bir hakaret davasında, hakarete uğrayan mağdur/katılan, ilk ifadesinde sanığın hangi sözleri söylediğini belirterek şikayette bulunmuş ancak yargılama aşamasında (mahkeme huzurunda) ilk ifadesindeki dile getirdiği ve sanık tarafından söylendiğini iddia ettiği sözlerden farklı veya başka sözlerden bahsetmiştir. Bu konuda hareketsiz kalan mahkemenin vermiş olduğu karar, Yargıtay tarafından, mağdurun/katılanın aşamalardaki beyanlarındaki çelişkinin giderilmemesi nedeniyle bozulmuştur. (Yargıtay 2 CD, KARARIN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN)
Yine bir başka olayda mağdur/katılan hazırlıkta (soruşturma aşamasında) "sanığın bıçağı çekip salladığını", huzurda (mahkemede, yargılama/kovuşturma aşamasında) ise "(sanığın bıçağı sallayıp sallamadığı konusunda ayrıntı vermeyerek) bıçağı çektiğini" söyleyen mağdurun bu beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmemesi" bozma sebebi yapılmıştır. (Yargıtay 2 CD, KARARIN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN)
Bazen de yargılamanın farklı konumunda bulunanlar çelişkiye düşer. En sık rastlanılan çelişkili beyanların tarafları, mağdur/katılan ile tanıkların çelişkiye düşmesidir. Sanık ile tanıkların ve/veya sanık ile mağdurun çelişkiye düşmesi gayet doğaldır çünkü, sanıkların suçu kabul etme gibi bir zorunlulukları bulunmadığından, bu yaşanan çelişkiler artık ceza yargılamasının bir parçası haline gelmiştir. Ancak suçtan zarar gören ile işlenen suçu bizzat görenlerin çelişkili beyanda bulunmaları, hem oluş hem de kabul aşamalarının sağlıksız oluşmasına neden olmaktadır. Bu nedenle hakimin, mağdur/katılan ile tanık beyanları arasındaki çelişkileri gidermeden hüküm kurması, bozma sebebidir. (Yargıtay 1 CD, KARARIN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN)
Sonuç
İstinaf ve temyiz makamlarının en çok bozma kararı verdikleri hususlar listesinde, hep üst sıralarda bulunan "çelişkinin giderilmemesi" konusunda yaptığımız bu açıklamalar, ceza yargılamasında çelişkinin önemini ortaya koymaktadır.
Çelişki, hayatın her aşamasında olduğu gibi ceza yargılamasında da kabul edilemez bir durumdur. Çok sık çelişkiye düşen kişiler, toplumdan dışlanırlar. "Özü sözü bir" gibi söylemler, halk arasında itibarın bir nişanesidir. Çünkü toplumda çelişki, yalan ile eşdeğerdir.
Yalan söyleyen kişi çelişkiye düşer. Çünkü, ya ilk söylediği yalandır, ya çelişkiye düştüğü diğer söylediği yahut da her ikisi de. Her hâlükârda muhatap, bir yerde yalan söylemiştir. Yalan, toplumsal ilişkilerin temelini dinamitleyen bir kavram olmakla birlikte, yargı makamlarınca da dava dosyalarında ortaya çıkarılması gereken bir virüs niteliğindedir. Bu virüs tespit edilmeli ve adaletin tecellisine kastetmesinden dolayı, çok katı kurallar altında yok edilmelidir.
Tüm ceza yargılamaları, en az bir hakkın ihlalini tespit etmek ve eğer böyle bir durum var ise sorumlularını, hukukun belirlediği ceza ile baş başa bırakmak için yapılır. Mahkemeler bu görevlerini yerine getirmekle, sadece hakkı ihlal edilen kişi yahut kişilerin değil, tüm toplumun haklarını korumuş olur.
İşte, hukukun belirlediği ceza ile baş başa kalmanın önüne geçmek isteyenler ile iftira ile suçsuz kişilerin ceza almasını isteyenlerin ilk dışa vuran halleri "yalanları" yani çelişkileridir. BAM ve Yargıtay'ın yerel mahkemelere "çelişkiyi gider" derken verdiği mesajların başında, "dosyaya virüs gibi bulaşan yalanı tespit et ve gereğini yap" mesajı vardır.