Site Etiketleri:
Adana Ceza Avukatı
Adana Boşanma Avukatı
Adana Avukat
Adana Ağır Ceza Avukatı
Ceza Avukatı
Adana Avukat
Boşanma Avukatı
Ağır Ceza Avukatı
Adana Ceza Avukatı
Adana Ağır Ceza Avukatı
CEZA MUHAKEMESİ KANUNU'NA GÖRE YETKİLİ MAHKEMENİN BELİRLENMESİ
Ceza Yargılamasında Yetki Kavramının Önemi
Ceza muhakemesi hukukunda "yetki", bir davanın coğrafi olarak hangi yerdeki görevli mahkeme tarafından görüleceğini belirleyen kurallar bütünüdür. Bu kavram, anayasal bir ilke olan adil yargılanma hakkı ve onun ayrılmaz bir parçası olan kanuni hâkim güvencesi ile doğrudan ve kopmaz bir bağ içerisindedir. Kanuni hâkim güvencesi, hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağını teminat altına alır. İşte yetki kuralları, davaya bakacak mahkemeyi önceden ve objektif kriterlere göre belirleyerek bu güvenceyi somutlaştırır; bir yandan davanın keyfi bir şekilde istenilen mahkemeye götürülmesini engelleyerek sanık haklarını korurken, diğer yandan yargısal faaliyetlerin ülke genelinde düzenli ve öngörülebilir bir şekilde yürütülmesini sağlar. Bu makalenin amacı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 12. ve 13. maddelerinde düzenlenmiş olan genel ve özel yetki kurallarını derinlemesine incelemektir. Bu kuralların doğru anlaşılması, ceza adalet sisteminin temel işleyişini ve mantığını kavramak açısından kritik bir öneme sahiptir.
Genel Yetki Kuralı: Suçun İşlendiği Yer Mahkemesi (CMK Madde 12/1)
Ceza muhakemesi hukukunda yetkiye ilişkin temel ve asli kural, davanın suçun işlendiği yer mahkemesinde görülmesidir. Bu ilkenin temelinde, ceza muhakemesinin maddi gerçeğe ulaşma hedefine hizmet eden pratik gerekçeler yatmaktadır. Doktrinde genel kabul gördüğü üzere, suçun işlendiği yer, delillerin (tanıklar, olay yeri izleri vb.) en kolay ve eksiksiz toplanabileceği, keşif gibi usul işlemlerinin en etkin şekilde yapılabileceği coğrafi alandır. Bu durum, yargılamanın hem süratli hem de maddi gerçeğe en uygun şekilde sonuçlanmasına hizmet eder.
CMK'nın 12. maddesinin 1. fıkrasında bu kurucu ilke, "Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir." şeklinde açık ve net bir ifadeyle düzenlenmiştir. Bu hüküm, ceza adalet sisteminde yetkinin belirlenmesindeki başlangıç noktasını oluşturur. Ancak, suçun işleniş biçiminin karmaşıklığı veya yayıldığı coğrafi alanın genişliği gibi faktörler, "suçun işlendiği yer" kuralını yetersiz kılabilmektedir. Bu nedenle kanun koyucu, bir sonraki bölümde inceleneceği üzere, belirli suç tipleri için özel yetki kuralları ihdas etmiştir.
Suçun Niteliğine Göre Belirlenen Özel Yetki Durumları (CMK Madde 12)
Genel yetki kuralı temel ilke olmakla birlikte, kanun koyucu suçların işleniş biçimlerindeki farklılıkları ve ortaya çıkardıkları özel durumları göz önünde bulundurarak CMK'nın 12. maddesinde çeşitli özel yetki kuralları düzenlemiştir. Bu düzenlemelerin ardındaki rasyonel, suçun takibini kolaylaştırmak, delillere ulaşımı güvence altına almak ve özellikle modern suç tiplerinde mağdur haklarını daha etkin bir şekilde korumaktır.
Teşebbüs, Kesintisiz ve Zincirleme Suçlarda Yetki (Madde 12/2)
CMK'nın 12. maddesinin 2. fıkrası, işleniş biçimi itibarıyla özellik arz eden üç suç türü için yetkili mahkemeyi özel olarak belirlemiştir:
Teşebbüs Halindeki Suçlar: Suçun tamamlanamadığı bu durumlarda yetki, "son icra hareketinin yapıldığı yer" mahkemesine aittir. Bu kuralın temelindeki mantık, failin suç işleme kastının en somut şekilde dış dünyaya yansıdığı ve korunan hukuki değeri tehlikeye sokan en belirleyici eylemin bu son hareket olmasından kaynaklanır.
Kesintisiz (Mütemadi) Suçlar: Hukuka aykırı durumun belirli bir süre devam ettiği bu suçlarda (örneğin, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma) yetki, "kesintinin gerçekleştiği yer" mahkemesindedir. Buradaki "kesinti," hukuka aykırı eylemin sona erdiği anı ve yeri ifade eder. Kanun, hukuka aykırılığın devam ettiği her yerin potansiyel olarak yetkili olabileceği bir belirsizlik yerine, hukuki güvenlik ve pratiklik amacıyla eylemin son bulduğu yeri yetki merkezi olarak kabul etmiştir.
Zincirleme (Müteselsil) Suçlar: Aynı suç işleme kararıyla birden fazla kez işlenen suçlarda yetki, "son suçun işlendiği yer" mahkemesinde toplanır. Bu kural, birbiriyle hukuken bağlantılı eylemlerin tek bir dava dosyasında birleştirilerek görülmesini sağlayarak usul ekonomisine ve yargılamada bütünlüğün sağlanmasına hizmet eder.
Basın ve Yayın Yoluyla İşlenen Suçlarda Yetki (Madde 12/3, 12/4, 12/5)
Basın, yayın ve bilişim yoluyla işlenen suçlarda kanunun getirdiği özel kurallar, suçun işlendiği yere odaklanan klasik modelden, mağdurun adalete erişimini kolaylaştıran modern ve mağdur merkezli bir yaklaşıma doğru evrilen bir yasama eğilimini yansıtmaktadır.
Genel Kural: Yayım Merkezi Yetkisi: Ülkede yayımlanan bir basılı eserle (Madde 12/3) veya görsel/işitsel bir yayınla (Madde 12/5) işlenen suçlarda temel yetki, "eserin yayım merkezi olan yer mahkemesine" aittir. Ek olarak, basılı eserin birden çok yerde basılması halinde, suçun yayım merkezi dışındaki bir baskıda meydana gelmesi durumunda "eserin basıldığı yer mahkemesi de yetkili" kılınmıştır.
Mağdur Odaklı Özel Yetki Kuralları: Kanun, bu tür suçlarda mağdurun sanıktan veya yayım merkezinden uzakta olabileceği gerçeğini dikkate alarak, mağdurun yargılamaya katılımını kolaylaştıran önemli ek yetki düzenlemeleri getirmiştir:
Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçunda, eser mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde dağıtılmışsa, o yer mahkemesi de yetkili kılınmıştır (Madde 12/4). Bu hüküm kapsamında ayrıca, mağdurun suçun işlendiği yer dışında tutuklu veya hükümlü bulunması halinde, bu kişinin bulunduğu yer mahkemesi de yetkili sayılmıştır.
Benzer şekilde, görsel ve işitsel yayınlar, mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde işitilmiş veya görülmüşse, yine o yer mahkemesi de davaya bakmaya yetkilidir (Madde 12/5).
Bilişim ve Finansal Araçlarla İşlenen Suçlarda Yetki (Madde 12/6)
Teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan yeni suç tiplerine uyum sağlamak amacıyla 2021 yılında CMK'ya eklenen 12. maddenin 6. fıkrası, dijital alanda işlenen suçlar için mağdur merkezli yaklaşımı pekiştiren önemli bir yetki kuralı getirmiştir. Bu düzenlemeye göre; bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının ya da banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen suçlarda, genel yetki kuralına ek olarak "mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir." Bu kural, mağdurların genellikle sanıklardan coğrafi olarak çok uzakta bulunduğu siber suçlarda, kendi ikamet ettikleri yerde şikâyet ve takip işlemlerini yürütebilmelerine olanak tanıyarak adalete erişimi önemli ölçüde kolaylaştırmaktadır.
Suçun İşlendiği Yerin Belli Olmaması Halinde Yetki (CMK Madde 13)
Ceza muhakemesinde, tüm çabalara rağmen suçun işlendiği yerin net olarak tespit edilemediği durumlar ortaya çıkabilir. Kanun koyucu, bu gibi hallerde yetkisizlikten kaynaklanan bir yargılama boşluğu oluşmasını önlemek amacıyla CMK'nın 13. maddesinde kademeli ve yedek bir yetki sistemi öngörmüştür. Bu sistem, bir önceki kuralın uygulanamaması halinde bir sonrakinin devreye girdiği hiyerarşik bir yapıya sahiptir:
1. Şüpheli veya Sanığın Yakalandığı Yer: Suçun işlendiği yerin belirsiz olduğu hallerde başvurulan ilk yetki kuralı, şüpheli veya sanığın yakalandığı yer mahkemesinin yetkisidir.
2. Yakalanmama Halinde Yerleşim Yeri: Şüphelinin yakalanamaması durumunda yetki, bu kişinin yerleşim yeri mahkemesine geçer.
3. Türkiye'de Yerleşim Yerinin Olmaması: Şüpheli veya sanığın Türkiye'de bir yerleşim yeri de bulunmuyorsa, yetkili mahkeme Türkiye'deki "en son adresinin bulunduğu yer mahkemesi" olarak belirlenir.
4. Nihai Kural: İlk Usul İşleminin Yapıldığı Yer: Yukarıdaki kuralların hiçbirinin uygulanma olanağının kalmadığı istisnai durumlarda yetki, "ilk usul işleminin yapıldığı yer mahkemesine" aittir. Bu nihai kural, her koşulda yetkili bir mahkemenin belirlenebilmesini temin ederek sistemdeki tüm boşlukları kapatır.
Bu kademeli sistem, ceza adaletinin kesintisiz bir şekilde işlemesini ve hiçbir davanın yetkisizlik nedeniyle sürüncemede kalmamasını güvence altına alan hayati bir mekanizmadır.
Sonuç ve Değerlendirme
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 12. ve 13. maddelerinde düzenlenen yetki kuralları, ceza adalet sisteminin düzenli ve öngörülebilir işleyişi için temel bir çerçeve sunmaktadır. Sistemin merkezinde, delillere kolay ulaşım ve yargılamada etkinlik sağlama gibi pratik rasyonellere dayanan "suçun işlendiği yer" ilkesi bulunmaktadır. Ancak kanun, bu genel kuralı katı bir şekilde uygulamak yerine, suçların niteliği, işleniş biçimi ve mağdurun korunması gibi adalet ve etkinlik hedeflerine hizmet eden özel durumlar için esnek ve akılcı çözümler üretmiştir.
Özellikle basın, yayın ve bilişim suçları gibi modern suç tiplerinde mağdurun yerleşim yerine de yetki tanınması, adalete erişimi kolaylaştıran çağdaş ve mağdur merkezli bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Suçun işlendiği yerin belirsiz olduğu durumlarda devreye giren CMK Madde 13'teki hiyerarşik ve yedek yetki sistemi ise, kanuni hâkim güvencesini zedelemeden yargılamanın devamlılığını sağlamaktadır. Sonuç olarak, bu kurallar bir bütün olarak ele alındığında, Türk ceza adalet sisteminin hem sanık haklarını hem de kamusal düzeni koruyarak adil, düzenli ve etkin bir şekilde işlemesindeki vazgeçilmez rolünü ortaya koymaktadır.