Site Etiketleri:
Adana Ceza Avukatı
Adana Boşanma Avukatı
Adana Avukat
Adana Ağır Ceza Avukatı
Ceza Avukatı
Adana Avukat
Boşanma Avukatı
Ağır Ceza Avukatı
Adana Ceza Avukatı
Adana Ağır Ceza Avukatı
CEZA YARGILAMASINDA HÜKME ESAS ALINACAK DELİL
Ceza kanununun amacı; "kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir" (TCK md. 1). Ceza yargılamasının amacı ise, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır (CMK md 52/3-b, 58/3, 133/1, 160/2, 236/2-5). Bu amaçlara bağlı olarak, bir kişinin/sanığın cezalandırılabilmesi için, o kişinin/sanığın yüklenen suçu işlediğinin sabit olması zorunludur (CMK md. 223/5).
Dolayısıyla; sanığa suç olarak isnat edilen fiilin; kanunda suç olarak tanımlanmamış olması veya sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması yahut sanığın kastının / taksirinin bulunmaması ya da olayda bir hukuka uygunluk sebebinin bulunması veyahut sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması halinde; beraat kararı verilmesi gerekecek yani sanığa ceza verilemeyecektir (CMK md. 223/2).
Bir fiilin suç olabilmesi için, mutlaka kanunda ve hiçbir şüpheye yer verilmeden düzenlenmesi gerekir (TCK md. 2/1). Suç oluşturan bir fiilin, fail tarafından işlendiği, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş deliller ile ispat edilmelidir (CMK md. 217/2). Delillerin; hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş olmasının yanında, somut olması da zorunludur. Zira; tutuklama (CMK md. 100), taşınmaz hak ve alacaklara el koyma (CMK md. 128), bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma (CMK md 134), iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması (CMK md. 135), gizli soruşturmacı görevlendirilmesi (CMK md. 139), teknik araçlarla izleme (CMK md. 140) gibi tedbir mahiyetindeki işlemlerde dahi somut delil zorunluluğu aranırken, hüküm verilirken somut delile dayanılmaması, düşünülemezdir.
Delilerin öncelikle CMK md. 206/2'ye göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Delillerin; kanuna uygun olarak elde edilmiş olması, delil ile ispat edilmek istenen olayın karara etkili olması ve davayı uzatmaya yönelik bir saikle ileri sürülmemiş olması gerekmektedir.
Daha da önemlisi, ceza dosyasında yer alan her somut delil değil, duruşmaya getirilen ve usulüne uygun olarak tartışılabilen somut deliller, ceza yargılaması bakamından bir anlam ifade eder (CMK md. 216). Hakim, sadece ve sadece duruşmaya getirilip huzurunda tartışılmış somut delillere dayanarak karar verebilir (CMK md. 217). Dolayısıyla hakim; hüküm verirken, somut olmayan (soyut, 5 duyu organıyla erişilemeyen, fiziki özelliği bulunmayan, aksi ispat edilmemiş, her türlü şüpheye açık vs.) hiçbir delile dayanamayacağı gibi, dosyaya eklenmiş olsa da huzurunda CMK md. 216 dahilinde usulüne uygun olarak tartışılmayan hiçbir somut delili, hükmüne esas alamayacaktır.
Amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmak olan ceza yargılamasının özünü; yargılamanın asıl sujeleri tarafından, silahların eşitliği, yüzyüzelik ve doğrudan doğruyalık ilkeleri doğrultusunda icra edilecek olan ve çelişmeli yargılamaya imkan sağlayan kolektif bir kurum olarak aleni duruşma/celse oluşturur. (YCGK, KARARIN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN)
Duruşmaya ara verilmeksizin devam edilerek hüküm verilir (CMK md. 190). CMK'nın 191. madesinde öngörülen usule göre başlayan duruşmada sanık açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde, usulüne göre sorgusu yapılır. Sanığın sorguya çekilmesinden sonra delillerin ortaya konulmasına başlanır (CMK md. 206/1). Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilirler. Sanık ... katılan da mahkeme başkanı veya hâkim aracılığı ile soru yöneltebilir (CMK md. 201/1). Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir. Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir (CMK md. 201/1). (YCGK, KARARIN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN)
İster son hüküm celsesinde son karar verilirken olsun ister ara celselerde ara kararlarda olsun, tüm duruşma boyunca karar verilmeden önce sırasıyla "Cumhuriyet savcısı, duruşmada hazır bulunan müdafi, vekil ve diğer ilgililer dinlendikten; duruşma dışındaki kararlar, Cumhuriyet savcısının yazılı veya sözlü görüşü alındıktan sonra verilir." (CMK md. 33)
Cumhuriyet savcısının görüşünün/esas hakkındaki mütalaasının, doğrudan ya da iddianameye veya zikredilen özellikleri taşıyan önceki mütalaaya atfen de olsa; sanığa isnat edilen maddi vakıayı, bu vakıanın hukuki nitelendirmesini ve mahkûmiyete dair ise nitelendirmeyle ilgili kanun maddelerini açık ve anlaşılır biçimde gösteriyor olması lazım gelir. (YCGK, KARARIN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN)
Soruşturma aşamasında beyanı alınan ancak yargılama aşamasında beyanı alınmayan tanığın beyanına dayanarak, hüküm kurulamayacağı, bir çok kez Yargıtay tarafından dile getirilmiş ve sadece bu yönden yığınla bozma kararı verilmiş ise de yerel mahkemelerin bu hususu sıklıkla görmezden geldikleri, verilen bozma kararlarının sıklığı ve çokluğundan, anlaşılmaktadır. Bu nedenle, hükme esas alınan ve sanığın cezalandırılmasına dayanak oluşturan tanık beyanının, yargılama aşamasında beyanda bulunmuş tanığa ait bir beyan olması zorunludur. (İLGİLİ KARAR İÇİN TIKLAYIN)
Burada dikkat edilmesi gereken husus, hakimin huzurunda yani yargılamada, tartışılmayan hiçbir hususun hükme esas alınamayacağı olduğundan (CMK md. 216-217), bu kural sadece tanık için değil, mağdur-müşteki-şikayetçi için de geçerlidir. Nitekim Yargıtay bir kararında; duruşmaya gelmeyen ve gelmemesi hususunda doktor raporu bulunsa dahi mağdurun, duruma göre gerekli önlemler alınarak mutlaka mahkeme huzurunda beyanının alınmasının zorunlu olduğunu, aksi taktirde cezalandırılma hükmü verilemeyeceğinden bahisle, yerel mahkeme hükmünü bozmuştur. Aynı kararda, dosyanın tek tanığı olarak yargılamada yer alan tanık için de aynı husus dile getirilmiştir. (İLGİLİ KARAR İÇİN TIKLAYIN)
Sonuç olarak, hükme esas alınacak delilde bulunması gereken özellikler şu şekilde sıralanabilir:
- Hukuka uygun elde edilmiş olması gerekir
- Somut olması gerekir.
- Yargılamayı uzatma amacıyla sunulmamalı, bizzat yargılamaya katkı sağlaması gerekir.
- Duruşmaya getirilmiş olması gerekir.
- Hakimin önünde tartışılmış olması gerekir.
- Hakimin önünde delillerin tartışılmasında kanuni sıraya uygun bir usul izlenmesi gerekir.
- Aksi sabit olmaması gerekir.
- Aynı güçte başka bir delille çelişmemesi yahut bir çelişki var ise hukuka uygun şekilde hakim tarafından çelişkinin giderilmesi gerekir.
- Çürütülmemiş olması gerekir.
- Başka bir delille desteklenmeye muhtaç ise (HTS kayıtları gibi) bu şartın gerçekleşmiş olması gerekir.