Site Etiketleri:
Adana Ceza Avukatı
Adana Boşanma Avukatı
Adana Avukat
Adana Ağır Ceza Avukatı
Ceza Avukatı
Adana Avukat
Boşanma Avukatı
Ağır Ceza Avukatı
Adana Ceza Avukatı
Adana Ağır Ceza Avukatı
“ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR” İLKESİ ŞÜPHELİ İÇİN DE GEÇERLİ Mİ?
Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Nedir?
Yargıtay, şüpheden sanık yararlanır ilkesini, şu şekilde tanımlamıştır:
"Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." (YCGK, 07.01.2026 T., 2024/309E., 2026/3 K.).
Sanık Kavramı
Sanık; hakkında kamu davası açılan, mahkeme tarafından yargılanan kişiye verilen addır (CMK md 2/1-b). Dolayısıyla, bu ilkenin getirilerinden sadece ve sadece sanıklar yararlanabilir. Çünkü ilkede sadece sanık işaret edilmiştir ve bu tip istisnai kuralların/ilkelerin dar yorumlanması, hukukun genel ilkelerindendir.
Fakat tam bu noktada ilk anda haklı görülebilen bir itiraz yükseltilmektedir: Şüpheli de geleceğin sanığı değil midir? Yargılama aşamasında her sanık, soruşturma aşamasında da şüphelidir. Neden bu ilke, yargılamada sanığa uygulanıyor da soruşturma aşamasında şüpheliye uygulanmıyor?
Bu itiraz, soruşturma ve yarılama aşamasında, "neyin" araştırıldığı yönündeki bilgi eksikliğinden kaynaklanmaktadır.
Soruşturmada Şüphe
Soruşturmada şüphe, itham edilen suçun şüpheli tarafından işlenip işlenmediğine yöneliktir. Çünkü Cumhuriyet savcısı, basit şüphe ile soruşturmaya başlar (CMK md. 160/1), makul şüphe ile soruşturmaya devam eder, yeteri şüphe ile kamu davası açabilir (CMK md. 170/2-f) ancak ve ancak kuvvetli şüphe var ise şüpheli tutuklanabilir (CMK md. 100), gözlem altına alınabilir (CMK md. 74/1), şüphelinin taşınmazlarına el konulabilir (CMK md. 128/1), bilgisayarında, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma işlemi yapılabilir (CMK md. 134/1), telekomünikasyon yoluyla iletişimi dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir (CMK md. 135/1), kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri ve işyeri teknik araçlarla izlenebilir, ses veya görüntü kaydı alınabilir (CMK md. 140/1), alınabilir.
Görüldüğü üzere soruşturma aşamasında şüphe, şüphelinin araştırılan suç fiilini gerçekleştirip gerçekleştirmediğine yöneliktir.
Yargılamada Şüphe
Hakkında kamu davası açılan kişi, yargılama aşamasında "sanık" ünvanını alır (CMK md 2/1-b). Mahkeme sanığa sadece ve sadece tek bir halde ceza verebilir: İsnat edilen suçu işlediği sabitse (CMK md. 223/5). Eğer sanığın suçu işlemediği sabit olamıyorsa (CMK md. 2-e) sanığa beraat kararı verilmesi zorunludur.
İşte, yargılama aşamasındaki şüphe, sanığın suçu işlediğinin sabit olup olmaması yönünde bir şüphedir
İki Aşama ve İki Farklı Şüphe
Dolayısıyla, soruşturma aşamasında bahsi geçen şüphe ile yargılama aşamasında bahsi geçen şüphe, odak merkezi farklı olmaları, başka konulardaki şüpheleri dile getirmeleri nedeniyle, birbirinden tamamen farklıdır.
Soruşturmada "şüphelinin bu suçu işlemiş olma ihtimali yüksek mi" sorusunun yanıtı araştırılırken, yargılamada ise sadece "şüphelinin bu suçu işlediği kesin mi/sabit mi" sorusunun yanıtı üzerinde yoğunlaşılmaktadır. Soruşturmada ihtimaller (basit, makul, kuvvetli, yeterli şüphe) önemli iken yargılamada, kesinlik (sabit olma) söz konusudur.
Peki Bu Kargaşa Neden?
Şüpheden sanık yararlanır ilkesi, masumiyet (suçsuzluk) karinesinin bir yansımasıdır. Masumiyet karinesi, hakkında kesin bir mahkeme hükmü olmayan herkesin suçsuzluğunun kural olarak kabul edilmesi gerektiğine işaret eden bir karinedir. Bu karinenin, hüküm verilirken sanık için uygulanmasına yönelik tezahürü, şüpheden sanık yararlanır ilkesi olarak karşımıza çıkar.
İşte, bu ince ayrıntıyı bilmeyen bir çok kişi, masumiyet karinesine dayalı olarak, hakkında daha kamu davası açılmamış ancak şüpheli olarak soruşturması devam eden kişilerin de şüpheden, sanık gibi yararlanması gerektiği yönündeki hatalı (ve maalesef çoğu zaman kasıtlı) bir yanlışın peşine düşmelerinden (ve kitleleri de bu yanlışa sürüklemelerinden) dolayı, bu kavram kargaşası yaşanmaktadır.
Son yıllarda, kasıtlı olarak bu kargaşanın yaratılmasına bağlı olarak kitlelerin bu yanlış üzerinden suç işlemeye yönlendirilmesi, bu fahiş yanlıştan hareketle, adalet sisteminin haksız olarak eleştirilmesi suretiyle, halkın suç işlemeye (görevlilere hakaret, tehdit, halkı kin ve düşmanlığa tahrik, etki ajanlığı, yalan bilgi yayma gibi suçları işlemeye) teşvik edilmesi, sıkça rastlanır bir vaka olarak kendini göstermektedir. Neticeten, kasıtlı olarak bu girişimlerde bulunanların, iyiniyetinden bahsetmek, mümkün değildir.
Sonuç:
Şüpheden; soruşturma ve yargılama aşamasında yer alan; şüpheli, mağdur, müşteki, tanık, bilirkişi vs gibi kişiler asla yararlanamaz çünkü biri hakkında soruşturma açılması/şüpheli olabilmesi için basit, soruşturmanın devamı için makul, tutuklama için kuvvetli, kamu davası açmak için yeterli şüphe, gerekli ve kafidir.
Hakkında kamu davası açılan kişiyi ifade eden sanık ise, isnat edilen suçu işleyip işlemediği konusundaki en ufak bir şüpheden yararlanır ve bu yönde bir şüphenin varlığında, sanığın suçu işlediği kesin/sabit olmadığından, bu konuda bir kesinliğe ulaşılamadığından, sonuç şüpheli kalacağından, bu şüpheden sanık yararlanacaktır.
Bu nedenle şüpheden, hiçbir istisnası söz konusu olamayacak şekilde, sadece ve yalnızca; sanık yararlanır.