İDDİANAMENİN HUKUKİ GEÇERLİLİK UNSURU: YETERLİ ŞÜPHE
Bayram Yüksekkaya


İDDİANAMENİN HUKUKİ GEÇERLİLİK UNSURU: YETERLİ ŞÜPHE
12-06-2026

İddianame, soruşturma sonucunda cumhuriyet savcısı tarafından kaleme alınan, kamu davasının açılması için düzenlenmesi zorunlu olan ve ceza yargılamasında yer alan en önemli belgelerden biridir.

Kanunda, iddianamenin geçerlilik şartları bakımından bir çok unsur sayılmıştır (CMK md. 170). Ancak, tüm bu geçerlilik unsurunun ötesinde, iddianamenin yazılabilmesi için gerekli olan hukuki geçerlilik unsuru; Cumhuriyet savcısının tüm soruşturma sonucunda "yeterli şüphe"ye ulaşması zorunlulğudur (CMK md. 170/2.f.)

Eğer Cumhuriyet savcısı, soruşturma boyunca yaptığı araştırmalar, topladığı deliller neticesinde, yeterli şüpheye ulaşamamışsa, iddianame düzenleyemeyecektir, düzenler ise düzenlenen iddianame kanunun emredici düzenlemesine aykırı düzenlenmiş bir iddianame olacaktır.

Yeterli Şüphe Nedir?

Cumhuriyet savcısı; bir ihbar yahut bir suçun işlendiği izlenimi veren bir hali öğrenir öğrenmez (basit şüphe) işin aslını araştırmakla yükümlüdür (CMK md. 160/1.f.). Emrindeki adli kolluk marifetiyle ve tüm kurum ve kuruluşlarla yapacağı yazışmalarla, uzman raporları almak suretiyle vs. yaptığı araştırmalar neticesinde ve başka bir araştıramaya gerek görmediği anda, bir değerlendirme yapmak zorundadır. Soruşturma boyunca yapılan araştırmalar, toplanan deliller, alınan bilgiler vs. sonucunda "yeterli şüphe" söz konusu mudur? İşe savcının bu soruya yanıtı "evet" ise kamu davası açmak için iddianame düzenleyecek, eğer "hayır" ise, KYOK kararı verecektir (CMK md. 171)

İşte Cumhuriyet savcısının bu soruya vereceği yanıtın "evet" veya "hayır" olmasının ayrımını, yeterli şüphe kavramının tanımı belirlemektedir.

Bu konuda yapılan tartışmalara girmeden Yargıtay'ın "Eldeki delillerle şüpheli/sanığın mahkûm olma ihtimali, beraat etme ihtimalinden daha yüksek olduğu durumda, yeterli şüpheden bahsedilecektir." görüşünü kural olarak benimsediğini söylemek mümkündür (Yargıtay 18 CD, 18.12.2017 T.; KARARIN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN)

Yeterli Şüphe Belirlemesi Nasıl Yapılacak?

Ceza kanununun amacı; "kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir" (TCK md. 1). Ceza yargılamasının amacı ise, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır (CMK md 52/3-b, 58/3, 133/1, 160/2, 236/2-5). Bu amaçlara bağlı olarak, bir kişinin/sanığın cezalandırılabilmesi için, o kişinin/sanığın yüklenen suçu işlediğinin sabit olması zorunludur (CMK md. 223/5)

Dolayısıyla; sanığa suç olarak isnat edilen fiilin; kanunda suç olarak tanımlanmamış olması veya sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması yahut sanığın kastının / taksirinin bulunmaması ya da olayda bir hukuka uygunluk sebebinin bulunması veyahut sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması halinde; beraat kararı verilmesi gerekecek yani sanığa ceza verilemeyecektir (CMK md. 223/2)

Bir fiilin suç olabilmesi için, mutlaka kanunda ve hiçbir şüpheye yer verilmeden düzenlenmesi gerekir (TCK md. 2/1). Suç oluşturan bir fiilin, fail tarafından işlendiği, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş deliller ile ispat edilmelidir (CMK md. 217/2). Delillerin; hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş olmasının yanında, somut olması da zorunludur. Zira; tutuklama (CMK md. 100), taşınmaz hak ve alacaklara el koyma (CMK md. 128), bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma (CMK md 134), iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması (CMK md. 135), gizli soruşturmacı görevlendirilmesi (CMK md. 139), teknik araçlarla izleme (CMK md. 140) gibi tedbir mahiyetindeki işlemlerde dahi somut delil zorunluluğu aranırken, hüküm verilirken somut delile dayanılmaması, düşünülemezdir. 

Delilerin öncelikle CMK md. 206/2'ye göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Delillerin; kanuna uygun olarak elde edilmiş olması, delil ile ispat edilmek istenen olayın karara etkili olması ve davayı uzatmaya yönelik bir saikle ileri sürülmemiş olması gerekmektedir. 

Daha da önemlisi, ceza dosyasında yer alan her somut delil değil, duruşmaya getirilen ve usulüne uygun olarak tartışılabilen somut deliller, ceza yargılaması bakamından bir anlam ifade eder (CMK md. 216). Hakim, sadece ve sadece duruşmaya getirilip huzurunda tartışılmış somut delillere dayanarak karar verebilir (CMK md. 217). Dolayısıyla hakim; hüküm verirken, somut olmayan (soyut, 5 duyu organıyla erişilemeyen, fiziki özelliği bulunmayan, aksi ispat edilmemiş, her türlü şüpheye açık vs.) hiçbir delile dayanamayacağı gibi, dosyaya eklenmiş olsa da huzurunda CMK md. 216 dahilinde usulüne uygun olarak tartışılmayan hiçbir somut delili, hükmüne esas alamayacaktır.

İşte Cumhuriyet Savcısı, tüm bu belirlemelere göre "nesnel" olarak şüphelinin/failin ceza alabileceğine kanaat getirir yahut da mahkum olma ihtimalini beraat etme ihtimaline göre daha yüksek ihtimal olarak görür ise, "yeterli şüphe"ye ulaşmış olacaktır. 

Yeterli Şüphede Nesnellik İlkesi

Sadece iddianame düzenleme değil iddianame düzenlememe (KYOK kararı verme) kararında da Cumhuriyet savcısının ulaştığı sonucun, subjektif/kişisel değil, objektif/nesnel olması zorunludur. Cumhuriyet savcısı, yeterli şüphenin var olup olmadığı konusunda karar verir iken; Anayasa başta olmak üzere yasal düzenlemeler, taraf olunan hukuki sözleşmeler, içtihatlar ve doktrindeki görüşleri göz önüne almak zorundadır. Zira, yargılama aşamasında mahkeme hüküm kurarken de bu unsurları göz önüne alarak karar verme yükümlülüğü altında iken Cumhuriyet savcısının bu yükümlülükten bağışık olduğunu düşünmek yanlış olacağı gibi, bu yönde bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır.

Eğer Cumhuriyet savcısı, nesnellik ilkesine bağlı olarak "yeterli şüphe" sorununu aş(a)maz, subjektif/kişisel saikle hareket eder ise, bunun birden fazla açıdan oluşacak sonuçlarıyla karşı karşıya kalmak zorunda kalacaktır.

Birincisi, mahkemeye sunulan iddianame, iade edilecektir. Zira CMK md. 174/1-a bendi; CMK md 170'e yani yeterli şüpheye ulaşılamadan kaleme alınıp mahkemeye sunulan iddianamelerin iade edilmesi, zorunludur. Yeterli şüpheye ulaşılma konusunda bir hata yapılması, iddianameyi hukuki olmaktan çıkararak, hakkında işlem yapılmaya değer olmayan bir belge konumuna getirecektir.

İkincisi, Cumhuriyet savcısının hukuki sorumluluğunun doğması söz konusu olabilecektir. Zira; Cumhuriyet savcısının yukarıda izah edilen hususları bilmemesi mümkün değildir ve bu hususlara aykırı hareket edilmesi, "kanuna mutlak muhalefet hali" (kanuna açıkça aykırı işlem tesis etmesi veya görevini kanuna aykırı yapması) anlamına gelmektedir ve bu durumunda Cumhuriyet savcısının cezai, hukuki ve idari sorumluluk sonucunu doğurmaktadır.

Uygulamadaki Sorunlar

Cumhuriyet savcılarının iddianame düzenleyip, mahkemeye sunmaları sonrası ceza mahkemeleri, iddianamenin kendilerine sunulması sonrasında, iddianameyi CMK md. 174'te düzenlenen, iddianamenin iadesi hususlarının bulunup bulunmadığı yönünden incelemeye başlar. İşte bu süreçte, şüpheliye veya müdafisine bir bildirim yapılmamakta, şüpheli ve/veya müdafisinin iddianamenin iadesi hususlarının bulunup bulunmadığı konusundaki tespitlerini ileri sürebilme haklarını kullanabilmeleri "fiilen" engellenmekte hatta kullandırılmamaktadır. Hatta çoğu zaman, soruşturma aşamasında UYAP ortamında vekil kaydı bulunan müdafi, bu aşamayı UYAP'tan görememekte yahut da iddianamenin değerlendirilmesi aşamasında yapılan işlemler, iddianamenin kabulü kararı sonrası aynı gün hatta aynı anda UYAP'a kaydedildiğinden, iddianame değerlendirme sürecinde kullanabilecek başvuruya dair haklar, zayi olmaktadır.

Bu sorunun çözümü için, iddianamenin mahkemeye sunulması ile başlayan iddianamenin değerlendirme aşamasında mahkemenin, kendisine sunulan iddianamenin bir örneğini şüpheli ve varsa müdafisine tebliğ etmesi ve belli bir süre verilmesi zorunluluğu getirilmelidir. Yine kanunda mahkemeye tanınan 15 günlük süre ve bu süre içerisinde bir karar verilmemiş ise iddianamenin kabul edilmiş sayılması yönündeki düzenlemeler, şüpheli ve varsa müdafisine iddianamenin bir örneğinin tebliği ve verilen süre göz önüne alınarak yeniden kaleme alınmalı, şüpheli ve varsa müdafine tebliğ edilmeden ve verilen kanuni süre geçmeden iddianamenin kabulüne karar verilemeyeceği de açıkça düzenlenmelidir. Aksi halde, bu hakkın kullanımının fiilen engellenmesi nedeniyle gerek AYM gerekse de AİHM tarafından (haklı olarak) hak ihlali kararı verilmesi, kaçınılmaz olacaktır.

Sonuç

Bir iddianamenin düzenlenmesi yani soruşturma sonucunda kamu davası açılabilmesi için, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısının yeterli şüpheye ulaşması, zorunludur. Cumhuriyet savcısının ulaştığı bu sonucu; hukuki dayanakları hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde ortaya koymalı, değerlendirmesinin nesnel olduğunu iddianamede göstermelidir. Aksi halde, bu zorunluluklara uymayan bir iddianamenin mahkemece reddedilmesi, zorunlu ol/malıdır/acaktır. 

Bu sürece, adil yargılanma hakkının bir gereği olarak, şüpheli ve varsa müdafisinin de etkin şekilde katılması zorunludur ve bu zorunluluk nedeniyle uygulamada bu konuya dikkat edilmelidir. Fakat, uygulama için bu zorunluluğa uygun davranmak "ek bir bürokratik iş yükü" olarak değerlendirileceği kaçınılmaz olacağından, sorunların kesin çözümü için bu hakkın kullanımının kanuna işlenmesi, zorunludur. 

Bayram Yüksekkaya
Site Etiketleri: Adana Ceza Avukatı Adana Boşanma Avukatı Adana Avukat Adana Ağır Ceza Avukatı Ceza Avukatı Adana Avukat Boşanma Avukatı Ağır Ceza Avukatı Adana Ceza Avukatı Adana Ağır Ceza Avukatı

BENZER KONULAR

Adli Sicil Kaydı ve Arşiv Kaydı Silinir Mi?

Aile Konut Şerhi

ANLAŞMALI BOŞANMA VE BOŞANMA PROTOKOLÜ

ATATÜRK ALEYHİNE SUÇLAR

BOŞANMA DAVALARINDA MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT

BOŞANMA DAVASI

GÖREVİ YAPTIRMAMAK İÇİN DİRENME SUÇU

7406 SAYILI KANUN İLE TCK'DA VE BİR KISIM KANUNLARDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

İŞLENEMEZ SUÇ

MEŞRU SAVUNMA

ORGANİZE SUÇLULUK

SUÇUN DEREBEYLERİ

CEZA AVUKATININ YOL HARİTASI

KASTEN ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS SUÇU

SUÇA YARDIM ETME

TCK MD 1 - CEZA KANUNUNUN AMACI

TCK MADDE 267 İFTİRA SUÇU

YAĞMA (GASP) SUÇU

UYUŞTURUCU VE UYARICI MADDE TİCARETİ YAPMA SUÇU

TEFECİLİK SUÇU ÜZERİNE

HİÇ KİMSE KONUŞMAYA ZORLANAMAZ!

CEZA KANUNLARINI BİLMEMEK MAZERET DEĞİLDİR

BOŞANMA DAVALARINDA CİNSEL KUSUR İDDİALARI

KISITLAMA KARARI VE AVUKATIN HAKLARI

CEZA YARGILAMASINDA SONRADAN DEĞİŞEN - ÇELİŞEN İFADE

YARGITAY KURAL OLARAK MADDİ VAKIA DENETİMİ YAPAMAZ

SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA ÖRGÜT KURMA SUÇLARINDA HİYERARŞİ VE İSPAT SORUNU BİR KARAR İNCELEMESİ

TERK SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASI

EVLİLİKTE ÇOCUĞU KORUMAK İÇİN TEHDİT - BOŞANMA

HUKUKUN YASAKLADIĞI PUSULA: SUÇ YOLU (ITER CRIMINIS)

KASTEN ÖLDÜRME SUÇLARINDA TAHRİK

CEZA SORUŞTURMASI VE YARGILAMASINDA AVUKATIN YERİ VE ZORUNLU-İSTEĞE BAĞLI MÜDAFİLİK

KATALOG SUÇ GEREKÇESİYLE TUTUKLAMA VE ANAYASA'YA AYKIRILIK SORUNU

EŞ TAKİBİ - DEDEKTİFLİK VE HUKUKİ DURUM

KÖTÜ MUAMELE SUÇU (TCK M. 232/1. F.)

POŞETTE PARMAK İZİ ÇIKMASI CEZALANDIRMAK İÇİN TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİLDİR

6284 SAYILI KANUN: SOMUT DELİLİN HİÇE SAYILMASI VE ÇÖZÜM

POSTMODERN ENGİZİSYON KURALI: KADININ BEYANI ESASTIR!

CİNSEL SUÇLARDA İFTİRALAR VE SAVUNMANIN HUKUKSAL GÜCÜ

CEZA YARGILAMASININ AMACI: MADDİ GERÇEĞİ ORTAYA ÇIKARMAK

HUKUKA AYKIRI ESAS HAKKINDA MÜTALAA SORUNU

YARGITAY KARARLARI PENCERESİNDEN "SUÇ İŞLEMEYE TAHRİK" SUÇU

SUSMA HAKKINI KULLANMAK ve SUÇU İNKAR ETME ALEYHE YORUMLANAMAZ

TÜRK CEZA KANUNU'NA GÖRE HIRSIZLIK SUÇU: TANIMI, CEZASI VE İSTİSNALAR

YARGITAY'A GÖRE "YAĞMA SUÇU"

BOŞANMA HUKUKUNDA "EYLEMLİ / FİİLİ AYRILIK" KAVRAMI

ZİNCİRLEME UYUŞTURUCU TİCARETİ SUÇUNDA ETKİN PİŞMANLIK

TİK TOK PAYLAŞIMLARI VE BOŞANMA

CEZA DAVALARININ VAZGEÇİLMEZ UNSURU: TANIK

SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA ÖRGÜT KURMA SUÇUNDA KAST

KARŞI CİNSLE YANAK YANAĞA FOTOĞRAF ÇEKTİRMEK - BOŞANMA

KİŞİSEL VERİLERDE HAKİMİYET UNSURU VE BERAAT NEDENİ

CEZA DAVALARINDA DAVA ZAMANAŞIMI

TALİMATLA İFADE ALMA / SAVUNMA VE 5 YIL ALT SINIR SORUNU

YEREL MAHKEMELERİN SEGBİS KARŞITLIĞI VE SAVUNMA HAKKININ KISITLANMASI

CEZA DAVALARINDA CEZANIN BELİRLENMESİ

SANIK SAVUNMASININ ÇÖKMESİ

KARIŞTIRILAN ÖNEMLİ 5 KAVRAM: DAİMİ ARAMA KARARI - YAKALAMA EMRİ - GÖZALTI - KAÇAKLIK KARARI - TUTUKLAMA KARARI

NİTELİKLİ CİNSEL İSTİSMAR İDDİASI VE BERAAT: BİR KARAR İNCELEMESİ

DEEPFAKE VE DEEPFAKE SUÇLARI

TELETIP - TELE SAĞLIK VE UZAKTAN SAĞLIK HİZMETİNİN HUKUKİ BOYUTU

HACK SUÇLARI VE TCK'DAKİ CEZAİ YAPTIRIMLARI: DİJİTAL DÜNYADA HUKUKİ GÜVENLİĞİNİZ

MAHKEMEDEN TUTUKLANMAMA GÜVENCESİ KARARI

CEZA YARGILAMASINDA SON SÖZ SANIĞINDIR KURALI

TÜRK CEZA HUKUKUNDA HAKSIZ TAHRİK KAVRAMI

TÜRK HUKUKUNDA DİJİTAL UNUTULMA HAKKI

GENEL ANLAMDA YARALAMA SUÇLARI VE KANUNİ ÇERÇEVE

TCK MADDE 190 KAPSAMINDA UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE KULLANILMASINI KOLAYLAŞTIRMA VE ÖZENDİRME SUÇLARINA İLİŞKİN YARGITAY İÇTİHATLARI ÇERÇEVESİNDE HUKUKİ İNCELEME

CEZA MUHAKEMESİ KANUNU'NA GÖRE YETKİLİ MAHKEMENİN BELİRLENMESİ

HACKLINK SUÇLARI

CEZA YARGILAMASINDA ÖNEMLİ BİR KRİTER: HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA UYGUNLUK

CEZA YARGILAMASINDA VİCDANİ KANAAT: MADDİ GERÇEĞİN PEŞİNDE BİR İSPAT DOKTRİNİ

BİR BOZMA SEBEBİ: ÇELİŞKİLERİN GİDERİLMEMESİ

BİR BOŞANMA SEBEBİ: KÜÇÜK DÜŞÜRÜCÜ SUÇ İŞLEME

YARGITAY'A GÖRE DEVLETİN BİRLİĞİNİ VE ÜLKE BÜTÜNLÜĞÜNÜ BOZMA SUÇU

SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA ÖRGÜT KURMA SUÇUNDA AMAÇ SUÇ SINIRLAMASI VAR MI?

BİR YARGI AÇIĞININ DEŞİFRESİ: ŞİFAHİ GÖRÜŞME TUTANAĞI

CEZA YARGILAMASINDA KARARLARIN GEREKÇELİ OLMA ZORUNLULUĞU

TAKİBİ ŞİKAYETE BAĞLI SUÇLAR VE ŞİKAYETTEN VAZGEÇME

CEZA HUKUKUNDA MÜDDETNAME

SANIĞIN SORGUYA ÇEKME HAKKI

BOŞANMA DAVALARINDA AFFETMEK

TANIKLARIN DİNLENECEĞİ GÜNÜN SANIK VE MÜDAFİSİNE BİLDİRİLME ZORUNLULUĞU

TANIĞIN ÇAPRAZ SORGUSUNDA SIRA VE USUL

TAKİBİ ŞİKAYETE TABİ OLMAYAN SUÇLAR - ŞİKAYETTEN VAZGEÇME - ŞERİKLERE SİRAYET

TUTUKLAMAYA DAİR UYGULAMADAN NOTLAR

TUTUKLU KİŞİNİN TAHLİYE SEBEBİ: KUVVETLİ SUÇ ŞÜPHESİNİN ORTADAN KALKMASI

CİNSEL SUÇLARDA SOMUT DELİL - BİR KARAR İNCELEMESİ

FAYDASIZ SAHTECİLİK

CEZA YARGILAMASINDA HÜKME ESAS ALINACAK DELİL

CEZA YARGILAMASINDA SOMUT DELİL

SUÇA AZMETTİRME VE İSPAT SORUNU

CEZA YARGILAMASINDA KESİN OLARAK SAPTAMA ZORUNLULUĞU

İDDİANAMENİN HUKUKİ GEÇERLİLİK UNSURU: YETERLİ ŞÜPHE

Yüksekaya AI Asistan