Site Etiketleri:
Adana Ceza Avukatı
Adana Boşanma Avukatı
Adana Avukat
Adana Ağır Ceza Avukatı
Ceza Avukatı
Adana Avukat
Boşanma Avukatı
Ağır Ceza Avukatı
Adana Ceza Avukatı
Adana Ağır Ceza Avukatı
TCK MADDE 190 KAPSAMINDA UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE KULLANILMASINI KOLAYLAŞTIRMA VE ÖZENDİRME SUÇLARINA İLİŞKİN YARGITAY İÇTİHATLARI ÇERÇEVESİNDE HUKUKİ İNCELEME
GİRİŞ
Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 190. maddesinde düzenlenen uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma ve özendirme suçları, uyuşturucuyla mücadelenin arz yönü kadar talep yönünü de hedef alan ve bu yönüyle toplumsal sağlığı korumada kritik bir rol oynayan hukuki düzenlemelerdir. Bu suç tiplerinin koruduğu hukuki menfaat, bireysel kullanımdan ziyade, uyuşturucu kullanım kültürünün yaygınlaşmasının önlenmesidir. Dolayısıyla, bu suçların unsurlarının Yargıtay tarafından nasıl yorumlandığını anlamak, ceza hukuku uygulamasında sıkça karşılaşılan ve birbirine karıştırılabilen "kullanma", "ticaret" ve "kolaylaştırma" eylemleri arasındaki ince çizgiyi belirlemede hayati bir öneme sahiptir. Bu hukuki incelemenin temel amacı, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ışığında TCK m. 190'da yer alan suçların maddi ve manevi unsurlarını analitik bir yaklaşımla netleştirmek ve uygulamada karşılaşılan hukuki sorunlara çözüm odaklı bir bakış açısı sunmaktır.
Bu makale, öncelikle TCK m. 190/1 kapsamında düzenlenen "uyuşturucu madde kullanılmasını kolaylaştırma" suçunu ve Yargıtay'ın bu suçun oluşumunda aradığı "özel kast" şartını ele alacaktır. Ardından, TCK m. 190/2'de yer alan ve özellikle dijital çağda yeni boyutlar kazanan "alenen özendirme" suçu, "aleniyet" ve "özendirme kastı" bağlamında incelenecektir. Son olarak, Yargıtay kararlarında öne çıkan genel ceza hukuku ilkeleri ve suçlar arasındaki ayrımlar sentezlenerek bütüncül bir analiz sunulacaktır.
1. UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE KULLANILMASINI KOLAYLAŞTIRMA SUÇU (TCK m. 190/1)
Bu bölümde, TCK m. 190/1'de tanımlanan "uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma" suçunun temel yapısı ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde nasıl yorumlandığı analiz edilmektedir. Suçun oluşumu için aranan seçimlik hareketlerin ("özel yer, donanım veya malzeme sağlama") kapsamı ve özellikle failin "özel kastı"nın varlığının tespiti, uygulamadaki en önemli hukuki sorunları teşkil etmektedir. Yargıtay, bu suç tipini yorumlarken, fiilin salt fiziki görünümünden ziyade, failin iradesine ve eylemin, uyuşturucu kullanımını teşvik eden bir kültür yaratma potansiyeline odaklanan bir yaklaşım benimsemektedir.
A. Suçun Maddi Unsurları ve Yargıtay'ın Yorumu
Yargıtay, TCK m. 190/1'deki suçun maddi unsurlarını değerlendirirken, eylemin uyuşturucu kullanımını kolaylaştırmaya özgülenmiş olup olmadığını titizlikle incelemektedir. Buna göre, her "yer" veya "malzeme" temini bu suçu oluşturmaz. Fiilin, başkasının uyuşturucu madde kullanmasını aktif olarak ve bilinçli bir şekilde daha elverişli hale getirme niteliği taşıması gerekmektedir. Yüksek Mahkeme, bu yaklaşımının bir sonucu olarak, özellikle arkadaşlık ilişkileri çerçevesinde gerçekleşen ortak kullanım eylemlerini bu suçun kapsamı dışında tutma eğilimindedir.
Aşağıdaki tablo, Yargıtay kararlarından hareketle hangi eylemlerin "kolaylaştırma" suçu kapsamında değerlendirilip değerlendirilmediğini somutlaştırmaktadır:
| Yargıtay'a Göre Kolaylaştırma Suçunu OLUŞTURMAYAN Eylemler | Yargıtay'a Göre Kolaylaştırma Suçunu OLUŞTURAN Eylemler |
| Sanığın kendi evinde arkadaşlarıyla birlikte uyuşturucu kullanması (Yargıtay 20. CD - 2015/11598 E., 2017/3794 K.). | Uyuşturucu içmek için özel olarak hazırlanmış bir düzenekle başkalarının kullanmasına imkan sağlama (Yargıtay 10. CD - 2013/2680 E., 2018/9869 K.). |
| Arkadaşlık ilişkisi çerçevesinde evini geçici olarak tahsis etme ve evde gerçekleşen kullanıma göz yumma (Yargıtay 10. CD – 2003/846 K.). | |
| Uyuşturucu madde sattığı kişilerin, maddenin kullanımına kendi evinde rıza göstermesi (bu durum TCK 188 kapsamındadır) (Yargıtay 10. CD - 2013/13007 E., 2014/1359 K.). | |
| Seyir halindeki bir arabada, paraları birleştirerek alınan uyuşturucuyu birlikte içme (Yargıtay 20. CD - 2017/3336 E., 2018/1747 K.). | |
| Olay yerinde bulunan "kova" düzeneğini başkalarıyla birlikte kullanma (Yargıtay 10. CD - 2017/357 E., 2019/3196 K.). |
Tablodan da görüleceği üzere, Yargıtay'ın suçu oluşturan eylemlere ilişkin içtihadı oldukça sınırlıdır; bu durum, Yüksek Mahkeme'nin suçun maddi unsurunu dar yorumladığını ve failin kastına belirleyici bir ağırlık atfettiğini göstermektedir.
B. Suçun Manevi Unsuru: "Kolaylaştırma" Özel Kastının Aranması
Yargıtay'ın TCK m. 190/1 uygulamasındaki en belirgin kriter, suçun manevi unsuruna ilişkin getirdiği yorumdur. Yüksek Mahkeme, bu suçun oluşumu için failde genel kastın varlığını yeterli görmemekte, bunun ötesinde "uyuşturucu madde kullanımını başkası için kolaylaştırmaya yönelik özel bir kast" aramaktadır. Bu özel kastın yokluğunda, yani failin birincil amacının başkasına bu imkanı sağlamak değil de kendisinin de katıldığı bir ortak kullanım olduğu durumlarda, eylem genellikle "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" (TCK m. 191) suçu kapsamında değerlendirilmektedir. Bu ayrım, mahkemenin TCK m. 190 ile korunan hukuki menfaati (toplumsal sağlığı tehlikeye atan bir kullanım kültürünü engellemek) kişisel tüketim eylemlerinden (grup halinde olsa dahi) ayırma çabasını yansıtmaktadır.
• Kastın Yokluğu: Yargıtay, sanığın amacının başkalarına uyuşturucu madde ikram ederek birlikte kullanmak olduğu durumlarda, özel kolaylaştırma kastının bulunmadığına hükmetmektedir. Failin iradesi, başkasının eylemini kolaylaştırmaya değil, ortak bir eyleme iştirak etmeye yöneliktir (Bkz. Yargıtay 10. CD - 2020/9931 E., 2022/9022 K.). Bu hallerde, eylem "özel yer sağlama" olarak değil, kişisel kullanımın bir parçası olarak görülmektedir.
• Arkadaşlık İlişkisinin Rolü: Yakın arkadaşlık ilişkileri, özel kastın varlığının tespitinde kritik bir rol oynamaktadır. Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2003/846 K. sayılı kararında bu durum çarpıcı bir şekilde ortaya konulmuştur. Karara konu olayda, "...sanığın, diğer sanıkları ve uyuşturucu madde zehirlenmesinden ölen Eyüp’ü arkadaşları olmaları nedeniyle evine davet etmesi ve sözkonusu evde birlikte dört gün geçirdikleri halde, olay günü olan dördüncü güne kadar kalınan sürede, eroin kullanılmamış olması..." şeklindeki olguyu Yüksek Mahkeme, sanığın evini en başından itibaren uyuşturucu kullanımını kolaylaştırma iradesiyle tahsis etmediğinin güçlü bir göstergesi olarak kabul etmiştir. Bu gibi durumlarda, eylemin arkadaşlık ilişkisi kapsamında "göz yumma" niteliğinde kalabileceği ve bu şüphenin, özel kastın varlığını ortadan kaldıracağı kabul edilmektedir.
Kolaylaştırma suçunun failin özel kastına ve eylemin niteliğine sıkı sıkıya bağlı olduğu açıktır. Bir sonraki bölümde ele alınacak olan ve kamusal bir tehlike yaratan "özendirme" suçu ise, hem aleniyet unsuru hem de ifade özgürlüğü ile olan ilişkisi bakımından tamamen farklı dinamiklere sahiptir.
2. UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE KULLANILMASINI ALENEN ÖZENDİRME SUÇU (TCK m. 190/2)
Bu bölümde, TCK m. 190/2'de düzenlenen ve soyut bir tehlike suçu niteliği taşıyan "alenen özendirme" suçu incelenmektedir. Bu suç tipi, bir yandan toplum sağlığını korumayı hedeflerken, diğer yandan Anayasa ile güvence altına alınan ifade özgürlüğü ile hassas bir denge kurulmasını gerektirmektedir. Özellikle dijital çağda sosyal medya platformları üzerinden yapılan paylaşımların bu suçu oluşturup oluşturmadığına ilişkin Yargıtay içtihatları, suçun sınırlarının çizilmesinde belirleyici bir rol oynamaktadır.
A. Maddi Unsur Olarak "Aleniyet" ve "Özendirme" Fiilinin Yorumu
TCK m. 190/2'deki suçun oluşabilmesi için aranan ilk ve en önemli maddi unsur aleniyet'tir. Özendirme eyleminin, belirsiz sayıda kişi tarafından görülme, duyulma ve algılanma ihtimalinin bulunduğu bir ortamda gerçekleştirilmesi zorunludur. Yargıtay, bu şartın varlığını somut olayın özelliklerine göre titizlikle değerlendirmektedir.
• Aleniyetin Oluşmadığı Haller: Yargıtay, belirli ve sınırlı bir çevrede yapılan eylemlerde aleniyet unsurunun gerçekleşmediğini kabul etmektedir. Örneğin, sanığın sadece mahalleden tanıdığı birkaç arkadaşının yanında uyuşturucu kullanıp "bana bir şey olmuyor" demesi, ne aleniyet ne de teşvik unsurlarını taşımaktadır (Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/13314 E. , 2024/3730 K.). Benzer şekilde, bir işyerinde sadece tek bir kişiyle birlikte uyuşturucu kullanmak da aleniyet şartını sağlamamaktadır (Yargıtay 10. CD - 2018/1933 E., 2019/5603 K.).
• Sosyal Medya Paylaşımları: Günümüzde en sık karşılaşılan durum olan sosyal medya paylaşımları konusunda Yargıtay, ihtiyatlı bir yaklaşım sergilemektedir. Facebook, Instagram gibi herkese açık platformlardaki paylaşımların aleniyet unsurunu sağladığı kabul edilse de, her paylaşım otomatik olarak "özendirme" suçunu oluşturmaz. Yargıtay'ın aradığı standart son derece yüksektir: Paylaşılan içeriğin objektif olarak başkalarını uyuşturucu kullanmaya teşvik edici nitelikte olduğunun ve bu kastla yapıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delillerle ispatlanması gerekmektedir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2021/4520 E., 2024/732 K. sayılı kararında, sanığın sosyal medya hesabında yer alan "kutsal pazartesi", "patladım", "çiçek" gibi sokak jargonları ve kenevir yaprağı desenleri gibi imgeler içeren çok sayıda paylaşıma rağmen, bu paylaşımların başkalarını özendirme özel kastıyla yapıldığına dair kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmedilmiştir. Bu karar, içeriğin tek başına suçun oluşumu için yeterli olmadığını, failin iradesinin ispatının zorunlu olduğunu göstermesi bakımından son derece önemlidir.
B. Manevi Unsur Olarak "Özendirme Kastı"
Bu suçun oluşumu için failin genel kastı yeterli değildir; failin eyleminin başkalarını uyuşturucu kullanmaya teşvik edeceği bilinci ve iradesiyle, yani özel bir özendirme kastıyla hareket etmesi gerekmektedir. Yargıtay, özellikle sosyal medya paylaşımlarında bu özel kastın varlığını dikkatle araştırmaktadır.
Sosyal medya kararlarında Yüksek Mahkeme, sanığın "alenen özendirme kastı ile hareket ettiğine" dair yeterli delil bulunmadığında beraat kararı verilmesi gerektiğini istikrarlı bir şekilde belirtmektedir. Sadece uyuşturucu kullanımını çağrıştıran veya uyuşturucu madde olduğu iddia edilen bir nesnenin fotoğrafını paylaşmak, bu özel kastın varlığını tek başına ispatlamaya yetmemektedir. Paylaşımın içeriği, kullanılan ifadeler ve diğer somut deliller bir bütün olarak değerlendirilerek failin özendirme iradesi şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmalıdır (Bkz. Yargıtay 20. CD - 2017/2023 E., 2020/867 K. ve Yargıtay 10. CD - 2021/4520 E., 2024/732 K.).
Özendirme suçunun hem aleniyet hem de özel kast unsurları açısından Yargıtay tarafından sıkı bir denetime tabi tutulduğu görülmektedir. Son bölümde, bu kararların arkasındaki genel ceza hukuku ilkeleri ve diğer önemli ayrımlar ele alınacaktır.
3. YARGITAY KARARLARINDA ÖNE ÇIKAN DİĞER İLKELER VE AYRIMLAR
Bu son bölüm, önceki bölümlerde incelenen spesifik suç tiplerinin ötesine geçerek, Yargıtay'ın TCK m. 190'ı uygularken gözettiği temel ceza hukuku prensiplerini ve suçlar arasındaki ayrımları bir araya getirmeyi amaçlamaktadır. Bu ilkeler, suçların doğru bir şekilde vasıflandırılması ve adil yargılanma hakkının güvence altına alınması bakımından hayati öneme sahiptir.
• 1. Suçun Konusunun Sınırları: TCK m. 190'da düzenlenen suçların konusu, kanuni tanımda açıkça belirtildiği üzere, yalnızca **"uyuşturucu veya uyarıcı maddeler"**dir. Bu tanıma girmeyen ve özel kanunlarla düzenlenen yapıştırıcı gibi uçucu maddelerin kullanımını kolaylaştırmak veya özendirmek bu suçu oluşturmaz. Yargıtay, bu tür eylemlerin TCK m. 190 kapsamında değerlendirilemeyeceğine karar vermiştir (Yargıtay 10. CD - 2019/2071 E., 2019/6933 K.).
• 2. Suçların İçtimaı ve TCK m. 188 ile Ayrım: Yargıtay, uyuşturucu madde satan bir kişinin, aynı zamanda sattığı kişilerin bu maddeyi kendi evinde kullanmasına izin vermesi eylemini tek bir fiil olarak kabul etmektedir. Bu durumda, görünüşte içtima kuralları ve özel normun önceliği (lex specialis) ilkesi gereğince, fiil bir bütün olarak daha ağır cezayı öngören "uyuşturucu madde ticareti" (TCK m. 188) suçunu oluşturur. Fail, bu nedenle sadece TCK m. 188'den cezalandırılmalı, ayrıca TCK m. 190'daki "özel yer sağlama" suçundan cezalandırılmamalıdır (Yargıtay 10. CD - 2013/13007 E., 2014/1359 K.).
• 3. İspat Standardı: Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi: Yargıtay, TCK m. 190 kapsamındaki suçların ispatı için oldukça yüksek bir standart aramaktadır. "Şüpheden sanık yararlanır" (in dubio pro reo) evrensel ceza hukuku ilkesi uyarınca, suçun sanık tarafından işlendiğine dair "her türlü şüpheden uzak, yeterli ve kesin delil" bulunmadığı durumlarda mahkûmiyet kararı verilemez. Yargıtay, bu ilke doğrultusunda, hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin (örneğin usulsüz bir CD kaydının) hükme esas alınamayacağını ve delil yetersizliği durumunda sanığın beraat etmesi gerektiğini istikrarlı bir şekilde vurgulamaktadır (Yargıtay 10. CD - 2014/5289 E., 2018/2731 K.).
SONUÇ
Bu hukuki inceleme, Yargıtay'ın TCK m. 190'da düzenlenen uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma ve özendirme suçlarını yorumlarken, kanunun lafzının ötesine geçerek eylemin somut bağlamını, niteliğini ve özellikle failin iradesini merkeze alan bir yaklaşım benimsediğini açıkça göstermektedir. Bu yaklaşım, suçun maddi unsurlarının yanı sıra, manevi unsur olan "özel kast"ın titizlikle araştırılmasını zorunlu kılmaktadır. Yüksek Mahkeme'nin içtihatları, TCK m. 190/1'deki "özel yer sağlama" fiilini, arkadaşlık ilişkileri çerçevesinde gelişen ve birincil amacı ortak kullanım olan eylemlerden kesin bir şekilde ayırdığını; TCK m. 190/2'deki "alenen özendirme" suçunda ise, özellikle sosyal medya paylaşımları söz konusu olduğunda, hem eylemin objektif olarak özendirici niteliğinin hem de failin bu özel kastla hareket ettiğinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Her iki suç tipi için de aranan özel kastın yokluğunda eylemlerin genellikle "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçu kapsamında kaldığı kabul edilmektedir. Bu durum, TCK m. 190'ın uygulama alanını daraltan, ancak suç ve cezanın şahsiliği ilkesini güçlendiren önemli bir yorumdur.