Site Etiketleri:
Adana Ceza Avukatı
Adana Boşanma Avukatı
Adana Avukat
Adana Ağır Ceza Avukatı
Ceza Avukatı
Adana Avukat
Boşanma Avukatı
Ağır Ceza Avukatı
Adana Ceza Avukatı
Adana Ağır Ceza Avukatı
CEZA YARGILAMASINDA SOMUT DELİL
Ceza yargılamasında, hukuka uygun olmak şartıyla her türlü delil, ileri sürülebilir.
Ceza yargılamasında redde mahkum olan deliller açıkça belirtilmiştir:
"CMK md. 206
...
(2) Ortaya konulması istenilen bir delil aşağıda yazılı hâllerde reddolunur:
a) Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse.
b) Delil ile ispat edilmek istenilen olayın karara etkisi yoksa.
c) İstem, sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılmışsa."
CMK md. 206 dahilinde olmayan hiçbir delil, ceza yargılamasında ileri sürüldüğünde, mahkemece reddedilemez.
Kanunda tedbir niteliğinde olan her kararda, mutlaka somut delilin varlığı aranmıştır. Gözaltı (CMK md. 91/2); tutuklama (CMK md. 100); taşınmazlara, hak ve alacaklara el koyma (CMK md. 128/1); bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma (CMK md. 134/1); iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması (CMK md. 135/1); gizli soruşturmacı görevlendirilmesi (CMK md. 139/1); teknik araçlarla izleme (CMK md. 140/1) kararları, somut delil bulunmadan verilemeyecek kararlardır.
Peki somut delil nedir?
Somut delil, diğer adıyla fiziki delil; maddi, 5 duyu organıyla algılanabilecek, nesne olarak adlandırılabilecek delildir. Silah, bıçak, kırık bir şişe, yırtık bir elbise, cep telefonu, ayakkabı, belge, fotoğraf gibi örnekler verilebilir. Büyü yahut beddua etme yoluyla birini öldürdüğü iddia edilen bir şüphelinin, somut delil bulunmaması nedeniyle bırakın beraat etmesini, hakkında ceza davası bile açılmayacağı, açıktır.
Ayrıca, bir durumu koşulsuz olarak tespite sağlayan dijital veriler de somut delil başlığı altında sayılabilir. Hukuka uygun ele geçirilmiş olmak kaydıyla, tarafları kanıtlanmış mesajlaşmalar, video kayıtları, güvenlik kamera kayıtları, ses kayıtları, kime ait olduğu ispatlanmış sosyal medya hesaplarına dair paylaşımlar, sahibi yahut yöneticisi ispat edilmiş web siteleri gibi deliler de somut delil niteliğindedir.
Tam bu noktada, ceza yargılamasının en önemli delili olan tanık beyanlarının "somut delil" olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususu akla gelecektir.
Tanık beyanları, yapısı itibariyle soyut delildir. Tanık beyanının zapta geçmiş olması, bu delili somut yapmaz. Çünkü tanık beyanı, görgüye dayalı (zaten duyuma dayalı tanık beyanına kural olarak itibar edilmez) bir bilginin aktarılmasıdır. Peki, tanık beyanını soyut delil sayarak, hükme esas alamayacak mıyız?
Tanık beyanları, her ne kadar soyut delil olarak değerlendirilmesi zorunlu delillerden olsa da tanık beyanları için "somutlaştırılmaya muhtaç" deliller demek, uygun olacaktır. Yani bir tanık beyanı, başka bir delil ile desteklenir ise somut delil haline gelebilir. Örneğin, HTS kayıtları, şüpheli yahut sanığın ne zaman nerede olduğu yönünde fiziksel bir kanıt olsa da mutlaka başka bir delille desteklenmelidir. İşte, şüpheli yahut sanığın HTS kayıtları ile suç anında olay yerinde (yahut yargılamayı ilgilendiren başka bir yerde) olduğu iddia edilmiş ve tanık da HTS ile uyumlu beyanda bulunmuş ise, tanık beyanı somutlaştırılmış demektir.
Aynı şekilde, örneğin bir ceza yargılamasında güvenlik kamera kaydı gibi kesin delil dosyada var olsa ve hatta yargılamaya konu olayı net olarak gösterse de öyle bazı durumlar olur ki olay öncesi ve olay sonrası, kamera kayıtlarına yansımayan hususların ispatı, maddi gerçek için önem arz eder. İşte yargılamaya konu olayın olduğu zaman, olay yerinde olduğu kamera kayıtları ile yahut HTS raporları ile sabit olan bir tanığın beyanları, kamera kaydındaki verilerle yahut şüpheli yahut sanıkların HTS raporları ile örtüştüğü oranda, somutlaşmış demektir.
Kısacası tanık beyanları, ceza dosyasında yer alan diğer deliller ile somutlaştırılmaya mahkum beyanlardır.
Önceleri yani teknoloji bu kadar gelişmemiş iken tanık beyanları, ceza yargılamalarının vazgeçilmez unsuru hatta "kesin delil" sayılan kategoride yer almaktaydı. Ancak günümüzde, teknolojinin gelişmesi ve yeni çıkan deliller, tanık beyanlarının artık sorgulanması gereken beyanlar olduğunu bize göstermektedir.
Ceza Yargılamasında Somut Delilin Önemi
Ceza yargılamasında somut delilin ne kadar önemli olduğunu, yukarıda saydığımız tedbir kararlarında somut delil zorunluluğunun bulunmasından rahatça anlayabilmekteyiz. Yargıtay da yığınla verdiği kararda, somut delilin önemini dile getirmiştir. Dolayısıyla, tedbir kararlarında dahi somut delili zorunlu şart olarak gören kanun koyucunun, hüküm olarak bilinen mahkemenin nihai kararında somut delillere dayanma zorunluluğu bulunmadığını düşündüğünü savunmak, hukuken mümkün değildir.
Doğası itibariyle somut olan deliller ile doğası gereği soyut olup da diğer hukuka uygun deliller ile somutlaştırılabilen delillere dayanarak ancak hüküm verilebilir. Mahkeme yahut hakim, hükmünü oluştururken, dosyadaki bu tip delilleri hükmüne esas alabilmektedir.
Unutulmamalıdır ki; yüzlerce soyut delil, bir tek somut delil gücünde sayılamaz. Soyut delil, başka bir delille somutlaştırılırken, bu somutlaştırma "kesin" yahut bir başka somut delille yapılmalıdır. Örneğin; bir banka hesap hareketi, soyut nitelikteki bir tanık beyanını somutlaştırabileceği gibi, hukuka uygun ele geçirilmiş bir video kaydıyla uyuşan tanık beyanı da somutlaştırılmış demektir.
Sonuç
Ceza yargılamasının amacı, maddi gerçeği ortaya çıkarmak ve buna göre kişilerin hukuki konumlarını belirlemektir. Hakim, yargılamaya konu olay anını yahut sürecini mercek altına alarak, şüpheli yahut sanığın ceza hukuku açısından sorumluluğu bulunup bulunmadığını irdelemekle yükümlüdür. Hakime yargılamaya konu olayın anını yahut sürecini en iyi şekilde ispat edecek, hakimin beyninde olayın başta sona tam olarak oluşmasını sağlayacak tek veri, delillerdir.
Gerek savunma gerekse de iddia tarafı, verilecek kararları etkilemek için bir çok delil ileri sürebilir. Her iki taraf da kendi istediği gibi yargılamanın sonuçlanmasını ister. Nitekim ceza yargılaması, iddia ve savunmanın çatıştığı bir sürecin adıdır.
İşte hakim, bu sürece ancak deliller ile net şekilde ve taraflardan bağımsız olarak hakim olabilir. Fakat her delil değil, CMK md. 206/2 dahilinde olmayan ve somut yahut somutlaştırılmış deliller ile hükmünü ortaya koymak zorundadır. Bu zorunluluk karşısında somut delillerin, ceza yargılamasında nasıl bir yeri olduğu rahatça anlaşılabilmektedir.
Somut delil üzerine ciltlerce kitaplar yazılabilir. Zira bugün modern ceza yargılamasını uygulayan ülkelerin tümünde, gerek yüksek mahkemeler gerek doktrin gerekse de uygulayıcılar ve uzmanlar, somut delil kavramını, gelişen teknoloji, ilerleyen tıp ve yeni bir çok delil çeşidinin ortaya çıkması ile devamlı güncellemektedir.
Çok değil 50 yıl önce kesin delil niteliğindeki "tanık beyanı", bugün belki de ceza yargılamasında en kolay çürütülebilir soyut delil haline gelmiştir. Bu nedenle somut delil kavramı, modern ceza yargılamasının omurgasını oluşturmuş durumdadır.